Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. tavan arası
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Bazen geçmiş sessiz kalır; ta ki kalmayana dek. Tozlu bir tavan arası rafından eski bir zarf yere düştüğünde, hayatımın çoktan kapandığını sandığım bir sayfası yeniden açıldı. Aslında onu aramıyordum. Tam olarak değil. Ama her nasılsa, her Aralık ayında, akşam saat beş sularında evin ışıkları loşlaştığında ve penceredeki eski lambalar çocuklar küçükken olduğu gibi göz kırptığında, Sevda hep bir yolunu bulup düşüncelerime sızardı. Onu aramıyordum. Bu asla kasti değildi. Çam kokusu gibi süzülüp gelirdi. Aradan otuz sekiz yıl geçmişti ama o hâlâ bayram sabahlarının kuytu köşelerinde hayalet gibi dolaşıyordu. Benim adım Mert ve şu an 59 yaşındayım. Yirmili yaşlarımdayken, birlikte yaşlanacağımı sandığım kadını kaybettim. Aşkımız bittiği ya da büyük bir kavga ettiğimiz için değil. Hayır, hayat sadece; tribünlerin altında birbirine sözler veren o koca gözlü üniversite öğrencisiyken tahmin edemeyeceğimiz kadar gürültülü, hızlı ve karmaşık bir hal almıştı. Bu asla kasti değildi. Sevda —ya da onu tanıyan herkesin dediği gibi Sevo— insanlarda güven uyandıran o sessiz ama çelik gibi güçlü duruşa sahipti. Kalabalık bir odada oturup size kendinizi oradaki tek kişiymişsiniz gibi hissettirebilen türden bir kadındı. Üniversite ikinci sınıfta tanıştık. Kalemini düşürdü, ben de yerden aldım. Her şey böyle başladı. Birbirimizden ayrılmazdık. İnsanların bakıp göz devirdiği ama asla nefret edemediği o çiftlerdendik. Çünkü bunu kimsenin gözüne sokmazdık. Biz sadece... doğruyduk. Kalemi yerden aldım. Ama sonra mezuniyet geldi. Babamın düştüğüne dair bir telefon aldım. Sağlığı zaten kötüye gidiyordu ve annemin her şeyi tek başına göğüsleyecek hali yoktu. Ben de eşyalarımı topladım ve memlekete, ailemin yanına döndüm. Sevda ise tam o sırada, ona gelişme imkânı ve bir amaç sunan bir sivil toplum kuruluşundan iş teklifi almıştı. Bu onun hayaliydi ve bunu bırakmasını ondan istemem mümkün değildi. Kendimize bunun sadece geçici bir durum olduğunu söyledik. Hafta sonu birbirimize yaptığımız yolculuklarla ve mektuplarla hayata tutunduk. Aşkın yeteceğine inandık. Ama sonra mezuniyet geldi. Derken, bir anda ortadan kayboldu. Ne bir tartışma oldu ne de bir veda; sadece sessizlik. Bir hafta bana uzun, mürekkep kokulu mektuplar yazıyordu, sonraki hafta ise hiçbir şey. Daha çok mektup gönderdim. Yine de yazdım. Bu sonuncusu farklıydı. Ona onu sevdiğimi, bekleyebileceğimi, hiçbir şeyin hislerimi değiştirmeyeceğini söylemiştim. Bu gönderdiğim son mektuptu. Hatta ailesinin evini arayıp çekinerek mektubumu ona iletip iletmeyeceklerini sordum. Babası nazik ama mesafeliydi. Mektubun eline geçeceğine dair söz verdi. Ona inandım. Ona inandım. Haftalar geçti. Sonra aylar. Hiç cevap gelmeyince, kendi kendime onun seçimini yaptığını söylemeye başladım. Belki hayatına biri girmişti. Belki de beni geride bırakmıştı. Sonunda, hayat size bir açıklama sunmadığında insanların yaptığı şeyi yaptım. Yoluma devam ettim. Hülya ile tanıştım. Her bakımdan Sevda’dan farklıydı. Pratikti, ayakları yere sağlam basardı ve hayatı romantize etmeyen biriydi. Dürüst olmak gerekirse, buna ihtiyacım vardı. Birkaç yıl flört ettik, sonra evlendik. Birlikte sakin bir hayat kurduk; iki çocuk, bir köpek, ev kredisi, okul aile birliği toplantıları, kamp gezileri; yani hayatın o bildik senaryosu. Kötü bir hayat değildi, sadece farklıydı. Yoluma devam ettim. Maalesef, 42 yaşımdayken Hülya ile boşandık. Bu aldatma ya da büyük bir kaos yüzünden değildi. Sadece, bir yerlerde sevgiliden ziyade ev arkadaşına dönüştüğümüzü fark eden iki insandık. Hülya ile her şeyi yarı yarıya paylaştık ve avukatın ofisinde birbirimize sarılarak ayrıldık. Çocuklarımız, Can ve Cemre, durumu anlayacak yaştaydılar. Ve şükür ki, iyi yetiştiler. Aldatma ya da kaos yüzünden değildi. Ama Sevda beni hiç tam olarak terk etmedi. Hep bir yerlerde asılı kaldı. Her yıl bayram zamanları onu düşünürdüm. Mutlu olup olmadığını, zamanın ne olduğunu anlayamayacak kadar gençken verdiğimiz o sözleri hatırlayıp hatırlamadığını ve beni gerçekten bırakıp bırakmadığını merak ederdim. Bazı geceler yatakta uzanıp tavana bakarken zihnimde onun gülüşünü duyardım. Sonra geçen yıl bir şey değişti. Hep asılı kaldı...

devamı sonraki sayfada...


Sonraki



  1. 1
  2. 2