“Geçen hafta onu gördüm.” DEVAMI “Nasıl gördün?” dedim. “Okul çıkışında,” dedi. “Arabadan bana baktı.” Kalbim hızlandı. Babası başka şehirdeydi. En azından ben öyle biliyordum. “Yanına geldi mi?” Başını salladı. “Hayır. Sadece baktı. Sonra telefonla konuştu.” “Ne dedi?” “Annem bilmeyecek,” dedi. Kanım çekildi. “Başka ne dedi?” Oğlum başını eğdi. “Beni yakında almaya gelecekmiş.” O an anladım. Bu bir özlem hayali değildi. Birisi gerçekten onunla temas kurmuştu. Hemen eski eşimi aradım. Numarası kapalıydı. Sosyal medyaya baktım. Bir hafta önce şehirde check-in yapmıştı. Demek ki buradaydı. Ertesi gün okula erken gittim. Oğlumun çıkış saatinde kapının karşısında bekledim. Kalbim deli gibi atıyordu. Ve sonra… Karşı kaldırımda bir araba durdu. İçinde o vardı. Eski eşim. Camı hafif aralıktı. Oğluma bakıyordu. Yavaşça yanına gittim. Kapıyı açtım. Göz göze geldik. “Ne yapıyorsun?” dedim. “Onu özledim,” dedi. “Özlediysen iki yıldır neredeydin?” Cevap veremedi. “Ona bir daha yaklaşmayacaksın,” dedim. Gözleri sertleşti. “Ben onun babasıyım.” “Babalık sadece kan bağı değil,” dedim. “O iki yılda yanında kim vardı?” Sustu. O an oğlum kapıdan çıktı. Bizi gördü. Koşmadı. Sevinmedi. Sadece durdu. Ve yavaşça bana doğru yürüdü. Yanıma geldi. Elimi tuttu. Babası camdan seslendi: “Gel oğlum.” Oğlum kafasını kaldırdı. Uzun süre baktı. Sonra başını iki yana salladı. “Ben annemle kalacağım,” dedi. Arabanın içindeki adamın yüzü düştü. Motoru çalıştırdı. Gitti. Bir daha gelmedi. O gece oğlum yanıma yatmak istedi. Uyurken bana sarıldı. Fısıldadı: “Anne, sen hiç gitme tamam mı?” İşte o an anladım. Bazı insanlar hayatımıza baba olarak girer. Ama baba olarak kalamaz.
Önceki

Önceki