Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Oğlum ve Kızım Maddi Zorluk Yüzünden
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Onlara yıllarca ben bakmıştım.

Okula göndermiş, hastalandıklarında başlarında beklemiş, düğünlerinde bütün birikimimi harcamıştım.

Şimdi kendi evimde onların bana baktığını mı duyacaktım?

Yine de kavga çıkarmadım.

Belki maddi sıkıntı onları değiştirmişti.

Belki korkuyorlardı.

Belki de geçici bir dönemdi.

Ama birkaç hafta sonra Kerem önüme bazı belgeler koydu.

“Anne, bunları imzalaman gerekiyor.”

Belgelere baktım.

Evle ilgiliydi.

“Bunlar ne?”

“Evin yönetimiyle ilgili şeyler.”

“Ben imzalamayacağım.”

Kerem’in yüzü bir anda değişti.

“Anne, artık yaşlandın. Bu evin sorumluluğunu bizim almamız lazım.”

İlk defa gözlerimin içine sertçe baktı.

“Ben ölmedim daha,” dedim.

O gece kimse benimle konuşmadı.

Ertesi sabah ise daha büyük bir şok yaşadım.

Derya odama girip,

“Anne, senin için başka bir yer bulduk,” dedi.

“Ne yeri?”

“Köyün diğer tarafında küçük bir ev var. Bir süre orada kalırsın.”

Gülmeye çalıştım ama sesim çıkmadı.

“Beni kendi evimden mi göndereceksiniz?”

Derya gözlerini kaçırdı.

“Anne, yanlış anlıyorsun.”

Tam o sırada Kerem kapıda belirdi.

“Bu evde artık hepimiz rahat yaşamak istiyoruz. Senin ihtiyaçların için başka bir yer daha uygun.”

Başımı kaldırıp oğluma baktım.

“Bu evin temelini babanla birlikte attık,” dedim. “Siz çocukken bu odalarda büyüdünüz. Şimdi bana burada yer olmadığını mı söylüyorsunuz?”

Kerem susuyordu.

O anda yıllardır sakladığım bir gerçeği açıklamanın zamanı geldiğini anladım...

“Peki,” dedim. “Beni göndermek istiyorsanız önce şu sandığı açın.”

Salondaki eski ahşap sandığı işaret ettim.

Kerem şaşırdı.

“Ne var içinde?”

“Bak.”

Sandığı açtığında eski belgeler, banka dekontları ve bir dosya çıktı.

Derya dosyayı eline aldı.

İçinden onların adına açılmış hesapların kayıtları çıktı.

Kerem’in yıllar önce iş kurmak için aldığı paranın makbuzları vardı.

Derya’nın üniversite masraflarının, düğün borçlarının ve yıllarca ödediğim kiraların kayıtları da dosyadaydı.

İkisi de sessizleşti.

Sonra en alttan bir belge çıkardım.

“Bu evin tapusu.”

Kerem belgeye baktı.

“Anne…”

“Evi sizin üzerinize geçirmemi istiyorsunuz ya…”

Sözümü tamamlamadan önce Derya ağlamaya başladı.

“Biz çok yanlış yaptık.”

Kerem başını eğdi.

“Anne, özür dilerim.”

Ben ise ilk kez öfkemi saklamadım.

“Ben sizden para istemedim. Sevgi istedim. Kapımı açtığımda karşılığında beni kapının önüne koymanızı beklemedim.”

Ev sessizliğe gömüldü.

Ertesi sabah çocuklarım eşyalarını topladı.

Ama bu kez onları kovmadım.

“Gitmenizi istemiyorum,” dedim. “Fakat bu evde kalmanın şartı var.”

Kerem başını kaldırdı.

“Nedir?”

“Burasının kimin evi olduğunu unutmayacaksınız. Ve en önemlisi, anne babanın yaptığı iyilikleri bir borç hesabına çevirmeyeceksiniz.”

İkisi de kabul etti.

Aradan aylar geçti.

Kerem yeniden iş buldu. Derya da küçük bir iş kurdu. Bir süre sonra kendi ayakları üzerinde durmaya başladılar.

Bir pazar günü hep birlikte sofraya oturduk.

Kerem sessizce elimi tuttu.

“Anne, o gün seni kovmaya çalışırken aslında kendi vicdanımızdan kaçıyormuşuz.”

Derya gözleri dolarak ekledi:

“Bize kapını açtın, biz ise senin kalbini kırdık.”

Onlara baktım.

“İnsan bazen en büyük hatayı, sahip olduğu şeyin değerini unutunca yapar.”

O günden sonra evimiz yine eskisi gibi oldu.

Ama bir fark vardı.

Çocuklarım artık o evin duvarlarına değil, içindeki sevgiye değer veriyordu.

Ben de şunu öğrendim:

Bir anne çocuklarına evini verebilir, parasını verebilir, hatta ömrünü verebilir. Ama karşılığında tek istediği şey, kendi evinde kendini yabancı hissetmemektir.

Ve bazen bir insanı kaybetmenin eşiğine gelmek, onun değerini anlamanın en acı yoludur.


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3