Kadına doğru yaklaştım. Zinciri çözmeye çalıştım ama kilitliydi. “Polisi aramalıyım,” dedim titreyerek. Kadın korkuyla başını salladı. “Hayır… o öğrenirse…” Sözünü bitiremeden yukarıdan bir kapı sesi geldi. Donup kaldım. Murat. Kalbim duracak gibiydi. Ayak sesleri yaklaşıyordu. Merdivenin başında durdu. “Kapıyı kim açtı?” dedi soğuk bir sesle. Yavaşça döndüm. Gözlerindeki ifade… hiç tanıdığım adama benzemiyordu. “Elif hasta, ilaç arıyordum…” dedim ama sesim titriyordu. Murat merdivenden inmeye başladı. Her adımı ağır ve kararlıydı. Kadına baktı, sonra bana. “Görmemen gereken şeyi gördün,” dedi. Geri çekildim. “Bu yaptığın… bu suç… onları annesiz bıraktın!” Murat gülümsedi. Soğuk, ürpertici bir gülümseme. “Hayır,” dedi. “Onları annelerinden ayırmadım. Sadece… kontrol altında tutuyorum.” Elimi cebime attım, telefonu kavradım. Polisi aramaya çalıştım ama Murat bir anda üzerime atıldı. Telefon elimden düştü. Tam o anda Zeynep bağırdı: “Bırak onu!” Murat bir an duraksadı. Elif de merdivenin başında ağlıyordu. O kısa anı fırsat bilip kendimi kurtardım, telefonu aldım ve 112’yi aradım. “Adres…” dedim nefes nefese. Murat bana doğru hamle yaptı ama bu sefer Zeynep onun önüne geçti. “Yeter!” diye bağırdı. O an Murat’ın yüzünde bir çatlama gördüm. Sanki maskesi düşüyordu. Birkaç dakika sonra siren sesleri duyuldu. Murat kaçmaya çalıştı ama polis kapıya dayanmıştı bile. Her şey çok hızlı oldu. Kadın kurtarıldı. Hastaneye kaldırıldı. Murat tutuklandı. Günler sonra gerçeği öğrendim. Murat eşinin kendisini terk etmek istediğini öğrenince onu öldürmek yerine bodruma kapatmıştı. Herkese öldüğünü söylemiş, kızlarına ise “anneniz artık burada yaşıyor” gibi belirsiz şeyler anlatmıştı. Zeynep gerçeği anlamıştı. Ve bana güvenmişti. Şimdi o evde yaşamıyorum. Ama bazen geceleri uyanıyorum… ve o bodrum kapısının gıcırtısını, o kadının gözlerini hatırlıyorum. Ve en çok da şunu düşünüyorum: Bazı kapılar kilitli kalmalı… çünkü ardında sadece karanlık değil, insanın aklını kaybettiren gerçekler vardır.
Önceki

Önceki