Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Lise Aşkı ve Kızının Evliliği
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Kızım yeni kocasını, sanki her şey normal bir dönüm noktasıymış gibi eve getirdi. Oysa kapıyı açtığım an, tüm geçmişimin salonuma adım attığını hissettim. Düğünlerinde ise beni kenara çekip on yıllardır sakladığı bir gerçek olduğunu söyledi. Eylül’ü 20 yaşımda kucağıma aldım. Babasıyla alelacele bir nikâh kıyıp 21 yıl evli kaldık. İki yıl önce kanser onu bizden ayırdı. Ondan sonra yine sadece Eylül ve ben kaldık; faturalar, evrak işleri ve fazla sessizleşen bir ev... "O Biraz Büyük, Sakın Başlama" Eylül üniversiteyi bitirdi, işe girdi, kendi evine çıktı. Üzerine titrememeye çalışıyordum. Bir gece heyecanla aradı. — "Anne, biriyle tanıştım." — "Tamam," dedim. "Anlat bakalım." — "Yaşı biraz büyük. Sakın başlama." — "Ne kadar büyük?" Ne zaman detay sorsam lafı dolandırıyordu. "Önce bir tanı," diyordu. "Rakamlara takılmanı istemiyorum." Sonraki birkaç hafta boyunca "duygusal zekası yüksek", "beni güvende hissettiriyor" gibi şeyler duydum ama başka pek bir şey öğrenemedim. Sonunda: "Cuma akşam yemeği. Lütfen nazik ol." Evi sanki sınavdan geçecekmişim gibi temizledim. En sevdiği makarnayı yaptım. Elbisemi giydim. Karnıma kramplar giriyordu. Kapı çalındı. Açtım ve geçmişim suratıma sert bir tokat gibi çarptı. "Birbirinizi Tanıyor musunuz?" Eylül orada gülümseyerek duruyor, arkasındaki adamın elini tutuyordu. Adam öne çıktı ve beynim durdu. Aynı kahverengi gözler. Aynı çene yapısı. Yaşlanmış ama kesinlikle oydu. — "Murat?" diye fısıldadım. Gözleri fal taşı gibi açıldı. "Leyla?" Eylül ikimize bakıp gözlerini kırpıştırdı. "Bir dakika. Siz tanışıyor musunuz?" — "Öyle de denilebilir," dedim gerginlikle. "Eylül, kocasının ceketini al. Murat, mutfağa. Hemen." "Erkek Arkadaşımı Sorguya mı Çekiyorsun?" Onu mutfağa çektim. — "Bu ne demek oluyor?" diye tısladım. "Benim yaşındasın. kızımdan 20 yaş büyüksün. Ve benim eski sevgilimsin!" Ellerini kaldırdı. "Leyla, yemin ederim, ilk başta senin kızın olduğunu bilmiyordum." — "İlk başta," diye tekrar ettim. "Yani sonra anladın." Yutkundu. "Evet. Ama onu seviyorum." Ben daha ona patlamadan Eylül içeri girdi, kollarını kavuşturmuştu. — "Erkek arkadaşımı sorguya mı çekiyorsun?" — "Eylül," dedim, "bu lisedeki Murat. Bir yıldan fazla beraber olmuştuk." Yüzü buz kesti. "Bana bunu hiç söylemedin." — "Onun bu Murat olduğunu bilmiyordum!" diye çıkıştım. "Bana soyadını hiç söylemedin. Ya da benim yaşımda olduğunu." Murat boğazını temizledi. "Tuhaf olduğunu biliyorum," dedi. "Ama ona değer veriyorum. Hiçbir yere gitmiyorum." Eylül, korumacı bir tavırla ona yaklaştı. — "Olayı tuhaflaştırıyorsun anne. Ergenlik ayrılığını benim ilişkime taşıyamazsın." "Anne, Murat'ı Seviyorum" Akşam yemeği gergin ve yüzeysel geçti. O günden sonra, adı her geçtiğinde sohbet kavgaya dönüştü. Yaklaşık bir yıl sonra Eylül evime geldi; gözleri parlıyor, elleri titriyordu. Parmağını uzattı. Kocaman bir pırlanta. — "Anne, Murat'ı seviyorum," dedi. "Evlenme teklif etti. Üç ay sonra evleniyoruz. Ya kabul et ya da tüm bağları koparırız." Göğsüme bir ağırlık çöktü. — "Beni hayatından çıkarır mısın?" diye sordum. — "İstemiyorum," dedi gözyaşları içinde. "Ama buna engel olmana izin vermeyeceğim. Ben onu seçiyorum." Zaten eşimi kaybetmiştim. Onu da kaybedemezdim. Her şeyi sineye çekip "Tamam, orada olacağım," dedim. Ama içimden, Bunu öylece izleyemem diye geçiriyordum. "Bunu Yapmıyorsun" Düğün şıktı; ahşap kirişler, loş ışıklar... Kızım amcasının kolunda koridorda yürürken en ön sırada oturuyordum. Ellerimin titremesi durmuyordu. Nikâh memuru o meşhur soruyu sordu: "Buna engel olacak bir durum bilen varsa..." Beynim daha ne olduğunu anlamadan ayağa kalktım. — "Ben biliyorum," dedim. Oda buz kesti. Eylül şaşkınlıkla döndü. Murat'ın çenesi kasıldı. — "Anne," dedi Eylül, "otur yerine." — "Yapamam," dedim. "Eylül, bilmiyorsun—" — "Bunu yapmıyorsun!" diye tersledi. "Ayların vardı. Benim düğünümü seçtin. Bu senin bitmemiş ergenlik dramanla ilgili." — "Bu haksızlık—" — "Eğer beni seviyorsan," dedi sesi titreyerek ama kararlı bir şekilde, "yerine oturursun ve seçtiğim adamla evlenmeme izin verirsin." Telefonlar çıkmıştı. İnsanlar bakıyordu. Yüzüm yanıyordu. Oturdum. Nikâh bitti, öpüştüler. Herkes alkışladı. Ben ise halka açık bir yerde kendimi ateşe atıp yine de başarısız olduğumu anlayarak orada öylece kaldım. "Konuşabilir miyiz?" Tebrikleşme sırasında arka duvarda durup içeceğimi yudumluyormuş gibi yaptım. Sonunda Murat kravatını gevşeterek yanıma geldi. — "Konuşabilir miyiz?" — "Bence yeterince konuştun." — "Lütfen," dedi. "Beş dakika." Beni yan kapıdan serin geceye çıkardı. Arkamızda müzik sesi yankılanıyordu. — "Sonunda sana gerçeği söylemeye hazırım," dedi. "Bunu muhtemelen 20 yıldan fazladır bekliyorum." Alayla güldüm. "Ne o, anaokulunda intikam planları mı yapıyordun?" Keyifsizce güldü. "Hayır. Ama babam seni hiç unutmadı." Kaşlarımı çattım. "Ne?" "Senin Tanıdığın Murat Ben Değilim" — "Ben senin düşündüğün Murat değilim," dedi sessizce. "Ben onun oğluyum." Dünya başıma yıkıldı. — "Anlayamadım?" — "Ben Küçük Murat'ım," dedi. "Senin Murat'ın —yani babam— Büyük Murat. Sen üniversiteye gittikten hemen sonra ben doğmuşum." Yüzüne baktım; eski sevgilimin yüzüydü ama daha genci. Her şey yerli yerine oturdu. — "Onun olduğununa inanmama izin verdin." — "Panikledim," dedi. "Kapıyı açtın ve onun adını söyledin. Yaş meselesi kontrolden çıktı. Yalanı büyüttüm. Ne kadar kötü olduğunun farkındayım." — "Bu en kötü kısmı bile değil," dedim. "Neden benim kızıma yanaştın?" "Babam Senin Albümünü Tutardı" Gözlerimin içine baktı. — "Babam senin albümünü tutardı," dedi. "Fotoğraflar, notlar, bilet koçanları... Sarhoş olup 'elinden kaçan o kızın' hikâyesini anlatırdı. Senin adını, 'seninle gurur duyuyorum' lafından daha çok duyarak büyüdüm." Midem bulandı. — "Bir gece albümü buldum," dedi. "Çok öfkeliydim. 'Hâlâ babalık yapmak yerine o kadına mı takılıp kaldın?' diye düşündüm. Yıllar sonra bir uygulamada senin o fotoğraflardaki haline benzeyen bir kız gördüm. Aynı gözler, aynı gülüş, aynı soyadı. Arka planda senin olduğun bir fotoğrafı vardı. Seni tanıdım." Kendinden iğreniyormuş gibi görünüyordu. — "Sırf nispet olsun diye sağa kaydırdım," diye itiraf etti. "Seni, kızı canını yakarak inciteceğimi sandım. Birkaç randevu, sonra toz olacaktım." "İntikam Fikri Öldü" Gözleri doldu. "Sonra onunla tanıştım," dedi. "O bir sembol değildi. O Eylül'dü. Komik, zeki, nazik. Beni dinledi, beni zorladı. Ona aşık oldum. İntikam fikri öldü ama yalan ölmedi. Nasıl başladığını anlatırsam her şeyin sahte olduğunu düşüneceğinden korktum. Hep 'sonra' söylerim dedim. Hep sonra..." Düğünden sonra Eylül aramalarımı cevapsız bıraktı. Bir mesaj: "Beni utandırdın. Mesafeye ihtiyacım var." Ben de onun peşini bıraktım ve asıl kaynağa gittim. "Bu Bir Yeniden Buluşma Değil" Murat Bey’i sosyal medyada buldum; yaşlanmış, saçları kırlaşmış ama hâlâ tanıdık. Eski bir fotoğrafımızı paylaşmıştı. Mesaj attım: "Konuşmamız lazım. Oğlun ve kızım hakkında." Bir pastanede buluştuk. İçeri sanki eski günleri yad edecekmişiz gibi bir gülümsemeyle girdi. Onu hemen susturdum. — "Bu bir yeniden buluşma değil," dedim. "Otur." Oturdu. Her şeyi önüne serdim: albümü, intikamı, düğünü, yalanları. Yüzü bembeyaz oldu. — "Bilmiyordum," dedi. "Bana hiç söylemedi." — "Biliyorum," dedim. "Seni dışladı. Şimdi bunun nasıl bir his olduğunu anladın." — "Senden çok fazla bahsettim. Önemli olduğunu düşünmemiştim." — "Sorun da bu," dedim. "Sen geçmişe tutundun. Ben çatışmadan kaçtım. Oğlun ise gerçekten kaçtı. Şimdi kızım ortada kaldı." "Benim Görevim Gerçeği Onun Önüne Koymak" Yutkundu. "Ne yapmamı istiyorsun?" — "Senin bir şeye karar vermeni istemiyorum," dedim. "Üçünüzü de aynı odada istiyorum. Artık efsaneler, sırlar yok. Ondan sonra Eylül kararını verir." Başını salladı. "Tamam. Eğer yüzüme bakarsa..." Bir hafta sonra Eylül ve Küçük Murat'ı yemeğe davet ettim. "Sadece aile arasında," diye yazdım. Geldiklerinde çok mesafeliydiler. Onu tekrar görmek içimi acıttı. Yemek sırasında kapı çalındı. Büyük Murat oradaydı. Onu yemek odasına aldım. Masanın etrafında birbirine benzeyen üç yüz: benim geçmişim, kızımın bugünü ve aradaki karmaşa. Eylül bakakaldı. "Anne. Bu ne demek?" — "Bu, benim susmam demek," dedim. "Sizin üçünüzün konuşması gerekiyor. Ben mutfakta olacağım." Ve oradan ayrıldım. "Kararımı Verdim" Çaydanlığı ocağa koydum ve içeriden gelen boğuk sesleri dinledim; şok, öfke, utanç, keder. Bir sandalye çekildi. Biri ağladı. Çaydanlık ıslık çaldı, bırakmadım. Ortalık sessizleşince ocağı kapattım ve içeri girdim. Eylül pencerenin kenarında duruyordu. İki Murat da çökmüş görünüyordu. — "Biliyordun," dedi bana. Suçlamıyordu, sadece yorgundu. — "Kendi payıma düşeni biliyordum," dedim. "Onlarınkini değil." — "Artık sır yok mu?" — "Benim tarafımda yok," dedim. "Sessizlikten bıktım." Kocasına, sonra babasına, sonra bana baktı. — "Ne yapacağımı bilmiyorum," dedi. — "Bu gece bilmek zorunda değilsin." Beni inceledi. "Bana ne yapmam gerektiğini söylemeyecek misin?" Hayır anlamında başımı salladım. "Denedim, seni neredeyse kaybediyordum. Ben senin annenim. Buradayım." Gözleri doldu. "Bu... bu farklı." Giderken bana sıkıca sarıldı. Yaklaşık 10 gün sonra telefonumda adını gördüm. — "Anne," dedi, "kararımı verdim. Lisedeki ayrılığının hayatımı belirlemesine izin vermeyeceğim. Çok öfkeliyim, ihanete uğramış hissediyorum. Ama beni sevdiğini de biliyorum ve bunu düzeltmeyi denemek istiyorum. Eve dönüyor." Boğazımdaki düğümü yutkundum. — "Tatlım," dedim, "haklısın. Bu bizim yarattığımız bir karmaşaydı, senin değil. Mutlu ve güvende olmanı istiyorum. Başlangıç şeklini sevmesem de bu senin hayatın. Seçimine saygı duyuyorum." Rahatlayarak nefes verdi. "Teşekkürler anne. Duymaya ihtiyacım olan buydu." Ve ilk defa, geçmişimle cesur bir ifadeyle yüzleşebileceğimi hissettim.


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3