O gece, yağmur altında, eski değirmenin arkasında buluştuk. Karanlık ve sessizlik içinde, sadece birbirimizi duyuyorduk. Dudağından dudağıma gelen öpücük, bütün korkularımızı unutturuyordu. Sabah olduğunda köyde dedikodular başladı. Babamın en yakın arkadaşı bize şüpheyle bakıyordu. Ama kimse gerçeği bilmeyecekti… henüz. Günler geçti, biz gizli gizli buluşmaya devam ettik. Her seferinde kalbimiz daha hızlı çarpıyor, her bakışımız daha derin anlamlar taşıyordu. Sonunda bir gece Can, “Elif, gitmek zorundayız. Köy artık güvenli değil. Yeni bir hayata başlamalıyız,” dedi. Ertesi sabah eşyalarımızı topladık. Kimse fark etmedi, kimse duymadı. Sadece rüzgar, köyün sessiz sokaklarında bizim sırrımızı taşıdı. O gün başladık kendi dünyamıza. Köydeki hayatımızı arkada bırakmıştık ama aşkımızı yanımızda götürdük. Ve artık, her gece yağmurun sesiyle birbirimizi hatırlayarak, özgürlüğümüzün tadını çıkarıyoruz.
Önceki

Önceki