“Murat bunun üstünü kapatabileceğini sanıyor. Seni ‘duygusal’ diye anlatmış. İsterse eve geri dönebileceğini söylemiş.” Telefonu kapattım. Komşum Zeynep’i aradım. “Bir iyilik isteyeceğim,” dedim. “Ben zaten spor ayakkabılarımı giyiyorum,” dedi. “Git.” ** Ofise girdiğimde Mert beni kapıda bekliyordu. “Harcamaları çıkardılar,” dedi. Cam toplantı odasından Murat’ı gördüm. Biraz sonra kapı açıldı. Aylin içeri girdi. Bağırıyordu. İnsan kaynakları önüne bir dosya koydu. Murat’ın yüzü değişti. ** Yirmi dakika sonra Murat koridora çıktı. Beni görünce dondu. “Elif,” dedi. Kıpırdamadım. “Bu göründüğü gibi değil.” Mert arkamda güldü. “Para göndereceğini söylemiştin,” dedim. “Bunu yazılı istiyorum.” Çenesi gerildi. O sırada insan kaynaklarından kadın çıktı. “Aylin,” dedi soğuk bir sesle. “Sözleşmeniz hemen feshedildi. Binayı terk edin.” Aylin’in yüzü bembeyaz oldu. Sonra Murat’a döndü. “Bugünden itibaren ücretsiz izindesiniz. Kartınızı teslim edin.” Bir güvenlik görevlisi yaklaştı. Murat sustu. ** Ben ona yaklaştım. “Ben eve gidiyorum. Çocuklarıma.” “Konuşmamız lazım.” “Avukatlar aracılığıyla,” dedim. “Geri dönme.” Aylin Murat’a baktı. Sanki geleceğini yanlış bir adama bağladığını yeni anlamış gibiydi. Ben yürüyüp çıktım. ** Eve döndüğümde çocuklar beni bekliyordu. Hepsini tek tek kucakladım. Defne bana biraz daha uzun sarıldı. “Babam eve geliyor mu?” “Hayır,” dedim yumuşakça. “Bugün değil.” “Yarın?” Derin bir nefes aldım. “Bir süre gelmeyebilir. Ama ben buradayım. Ve hiçbir yere gitmiyorum.” Artık kendimi ve çocuklarımı seçiyordum. O seçimini yapmıştı. Ben de yapmıştım. “Hiçbir yere gitmiyorum.”
Önceki

Önceki