Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Kocam Patronunu Yemeğe Çağırdı:
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


“Aslı, bunu böyle söyleme.”

“Nasıl söyleyeyim? Sen söyle.”

Emre sandalyesine çöktü.

“Aramızda hiçbir şey yok.”

“Ben artık aranızda ne olup olmadığını sormuyorum. Ben senin neden sürekli benden bir şey sakladığını soruyorum.”

Emre o gece uzun uzun konuştu.

Projenin kariyeri için büyük bir fırsat olduğunu, terfi alabileceğini, maaşının yükseleceğini anlattı.

Bunların hepsi mantıklıydı.

Ama mesele hiçbir zaman İzmir değildi.

Mesele, kocamın hayatıyla ilgili önemli kararları verirken beni artık o hayatın bir parçası olarak görmemesiydi.

“Bu göreve gidecek misin?” diye sordum.

Emre başını kaldırdı.

“Gitmem gerekiyor.”

“Hayır. Gitmen gerekmiyor. Gitmek istiyorsun.”

Sessiz kaldı.

Ben de yatak odasına çıktım.

O gece aynı yatakta yatmadık.

Ertesi sabah Emre işe gitmeden önce kapının önünde durdu.

“Akşam konuşabilir miyiz?”

“Konuştuk.”

“Hayır. Sen kızgındın.”

“Ben hâlâ kızgınım.”

“Birkaç ay için evliliğimizi mahvetmeyelim.”

Bu cümle beni durdurdu.

“Evliliğimizi ben mi mahvediyorum?”

“Öyle demek istemedim.”

“Hayır, tam olarak öyle dedin.”

Emre gitti.

Yaklaşık yarım saat sonra telefonum çaldı.

Arayan Hakan Bey’di.

Açıp açmamak arasında kaldım.

Sonra cevap verdim.

“Aslı Hanım, dün gece için özür dilemek istedim.”

“Sizin özür dilemeniz gereken bir şey yok.”

“Sanırım var.”

Sesindeki ton değişmişti.

“Ne demek istiyorsunuz?”

“Emre’nin size her şeyi anlattığını düşündüğüm için bazı şeyleri ağzımdan kaçırdım.”

“Bana anlatmadığı başka ne var?”

Uzun bir sessizlik oldu.

“Aslı Hanım, bunu benim söylemem doğru mu bilmiyorum.”

“Dün gece masamda bana ‘hâlâ bilmiyor musun?’ dediniz. Bence artık yarım bırakmamanız daha doğru.”

Hakan Bey iç çekti.

“İzmir görevi aslında Emre’ye verilmedi.”

“Nasıl yani?”

“Emre istedi.”

Donup kaldım.

“Anlamadım.”

“Projeye ilk olarak başka bir ekip gidecekti. Emre iki ay önce gönüllü oldu. Özellikle İzmir ekibine geçmek istedi.”

Kalbimin atışını kulaklarımda hissediyordum.

“Melis de o ekipte miydi?”

“Evet.”

İşte o anda dizlerimin gücü çekildi.

Mutfak sandalyesine oturdum.

“Yani Emre, Melis’in İzmir’e gideceğini biliyordu ve sonra kendisi de gitmek istedi.”

“Ben bunun sizin için sorun olacağını bilmiyordum.”

“Teşekkür ederim.”

Telefonu kapattığımda ellerim titriyordu.

Bu artık yalnızca saklanan bir görev değildi.

Emre, Melis’in gideceği projeye kendi isteğiyle katılmıştı.

Akşam eve geldiğinde beni salonda beklerken buldu.

Masada iki fincan kahve vardı.

Bir de Emre’nin telefon faturalarının çıktıları.

Emre kapının önünde durdu.

“Bunlar ne?”

“Hakan Bey aradı.”

Yüzü düştü.

“Aslı…”

“Sen göreve seçilmedin.”

Emre gözlerini kapattı.

“Sen kendin istedin.”

“Evet.”

“Melis’in gideceğini biliyordun.”

“Evet.”

“Peki neden?”

Cevabı uzun süre gelmedi.

Sonunda karşıma oturdu.

“Çünkü birkaç aydır kendimi sıkışmış hissediyorum.”

Ne diyeceğini anlamaya çalışarak yüzüne baktım.

“Evliliğimizde mi?”

“Hayatımda.”

“Ve çözümü Melis’le başka şehre gitmekte mi buldun?”

“Melis’le ilgili değil.”

“Buna inanmamı bekliyor musun?”

Emre başını öne eğdi.

“Melis’le aramızda fiziksel bir şey olmadı.”

Bu cümle beni daha da kötü hissettirdi.

Çünkü kimse suçlanmadan önce böyle bir cümle kurmazdı.

“Fiziksel bir şey olmadıysa ne oldu?”

Emre gözlerimin içine bakamadı.

“Konuşuyorduk.”

“Ne hakkında?”

“Her şey hakkında.”

“Benimle konuşamadığın şeyler hakkında mı?”

“Bazen evet.”

O an gerçeği anladım.

Belki beni aldatmamıştı.

En azından bedenen.

Ama duygusal olarak evliliğimizin dışında başka bir yere taşınmaya başlamıştı.

“Ne zamandır?”

“Altı ay.”

Gülümsedim.

Ama o gülümseme acıdan başka hiçbir şey taşımıyordu.

“Altı aydır başka bir kadınla her şeyini paylaşıyorsun. Sonra onun gittiği projeye katılıyorsun. Aynı evde kalmayı kabul ediyorsun. Bunların hiçbirini karına söylemiyorsun. Ama hâlâ bana ‘bir şey olmadı’ diyorsun.”

“Çünkü gerçekten olmadı.”

“Oldu, Emre.”

Başını kaldırdı.

“Sen sadece fark etmedin.”

O gece valizini hazırlamasını ben söyledim.

Ama İzmir için değil.

Annesinin evine gitmesi için.

Emre önce direndi.

Sonra ağladı.

Onu yıllardır ilk kez ağlarken görüyordum.

“Ben seni kaybetmek istemiyorum.”

“Beni kaybetmekten korkuyorsan neden beni hayatından bu kadar kolay çıkardın?”

“Çıkarmadım.”

“Benden habersiz yeni bir hayat planladın.”

Emre cevap veremedi.

Bir hafta sonra İzmir’e gitti.

Melis de gitti.

Ben boşanma davası açmadım.

Henüz.

Kendime zaman verdim.

Emre ilk haftalarda sürekli mesaj gönderdi.

Özür diledi.

Beni özlediğini söyledi.

Terapiste gitmeyi teklif etti.

Ben çoğuna cevap vermedim.

Yaklaşık bir ay sonra ise hiç beklemediğim biri beni aradı.

Melis.

Telefonu açtığımda sesi titriyordu.

“Aslı, benimle görüşebilir misin?”

“Niye?”

“Sana bir şey anlatmam gerekiyor.”

“Emre’yle ilgili mi?”

“Evet.”

İçimde eski öfkenin yeniden yükseldiğini hissettim.

“Telefonda söyle.”

“Bunu telefonda söylemek istemiyorum.”

Ertesi gün bir kafede buluştuk.

Melis karşıma oturduğunda düşündüğümden çok farklı görünüyordu.

Yorgundu.

Gözlerinin altında morluklar vardı.

“Aslı, önce senden özür dilemek istiyorum.”

“Ne için?”

“Emre’yle fazla yakın olduğum için.”

Sessizce onu izledim.

“Ama sana şunu bilmeni istiyorum. Aramızda ilişki olmadı.”

“Emre de öyle söyledi.”

“Çünkü doğru.”

“Peki beni neden çağırdın?”

Melis çantasından bir zarf çıkardı.

“Çünkü Emre İzmir’e benim için gelmedi.”

Kaşlarımı çattım.

“Ne?”

“Ben de öyle sanıyordum.”

Zarfı bana uzattı.

İçinde bazı şirket belgeleri vardı.

Emre’nin adı.

İmzalar.

Tarihler.

“Bunlar ne?”

“Emre şirketten ayrılmayı planlıyormuş.”

Şaşkınlıkla baktım.

“Nasıl yani?”

“İzmir görevi bittikten sonra kendi şirketini kurmak istiyor. Projenin müşterilerinden bazılarını da yanına çekmeye çalışıyormuş.”

“Bunun benimle ne ilgisi var?”

Melis gözlerini bana dikti.

“Şirketi sizin ortak birikiminizle kurmayı planlıyor.”

Kanım çekildi.

“Ne?”

“Geçen hafta duydum. Sizin yatırım hesabından bahsetti.”

Eve döndüğümde ilk iş bankayı aradım.

Ortak yatırım hesabımızdan üç gün önce yüksek miktarda para çekilmeye çalışılmıştı.

İşlem, benim onayım olmadığı için tamamlanmamıştı.

O gece Emre’yi aradım.

“Parayı neden çekmeye çalıştın?”

Uzun bir sessizlik oldu.

“Aslı, açıklayabilirim.”

“Bütün evliliğimiz boyunca senden bu cümleyi kaç kez duyduğumu biliyor musun?”

“Aslı…”

“İzmir’e Melis için gitmedin belki. Ama bana rağmen gitmeyi seçtin. Birikimimizle bana sormadan şirket kurmayı düşündün. Altı ay boyunca hayatını benden gizledin.”

“Ben bizim geleceğimiz için yapıyordum.”

“Hayır, Emre.”

Sesim ilk kez son derece sakindi.

“Sen kendi geleceğini planlıyordun. Ben sadece o planı finanse edecek kişiydim.”

O telefon konuşmasından iki gün sonra avukata gittim.

Boşanma süreci başladı.

Emre aylarca evliliğimizi kurtarmaya çalıştı.

Ama bazı şeyler tek bir ihanet yüzünden bitmez.

Bazen yüzlerce küçük gizlilik, söylenmeyen cümle ve tek başına alınan karar bir evliliği yavaş yavaş tüketir.

Altı ay sonra boşanmamız kesinleşti.

Bir yıl sonra Emre’nin şirket kurma planının başarısız olduğunu duydum.

Melis ise başka bir firmaya geçmişti.

Ben?

Hayatımda ilk kez yalnız yaşamayı öğrendim.

Bir cumartesi akşamı sofrayı sadece kendim için kurdum.

Mor elbisemi giydim.

Aynı elbise.

O meşhur akşam yemeğinde giydiğim elbise.

Bir kadeh içecek koyup pencerenin önüne oturdum.

Bir zamanlar o elbiseyi kocamın patronunu etkilemek, Emre’yi gururlandırmak ve kusursuz bir eş gibi görünmek için giymiştim.

Şimdi ise yalnızca kendim için giymiştim.

Telefonum titredi.

Emre’den mesaj vardı.

“Bazen o gece Hakan Bey hiçbir şey söylemeseydi hâlâ evli olur muyduk diye düşünüyorum.”

Uzun süre ekrana baktım.

Sonra cevap yazdım.

“Hayır. Sadece gerçeği daha geç öğrenirdim.”

Mesajı gönderdim ve telefonumu masaya bıraktım.

O anda şunu anladım:

Evliliğim o akşam yemeğinde bitmemişti.

O akşam yalnızca çoktan çatlamış olan şeyin sesini ilk kez duymuştum.

Ve bazen hayatımızı değiştiren gerçekler, bizi yıkan gerçekler değildir.

Bizi yıllardır yanlış yerde tuttuğunu fark ettiğimiz gerçeklerdir.

Emre’yi kaybettiğim gün hayatımın bittiğini düşünmüştüm.

Oysa aslında, kendimi yeniden bulmaya başladığım gün tam olarak o gündü.


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3