— Haklısınız anneciğim. Ama ben de kapının arkasında kimin olduğunu görmeden açmamayı yeni öğreniyorum. Siz de kahvaltı saatini öğrenirsiniz diye düşündüm.
Kadın kızgınlıkla mutfağa gitmiş. Damat kapıyı kapatmış, üzerine sabahlığını geçirip karısının yanına dönmüş.
Karısı gülmekten yastığa gömülmüş.
— Sen ne yaptın öyle? Annem şimdi bütün gün konuşur!
— Konuşsun hayatım. Yeter ki sabah altıda kapımızı çalmasın. Üç gündür horozdan önce annen uyanıyor. Horoz bile görevinden istifa edecek.
O sabah kaynana kendi kahvaltısını hazırlamış. Çayı demlemiş, peyniri çıkarmış, zeytinleri tabağa koymuş. Fakat söylenmeden de duramamış.
— Vay benim başıma gelenler! Kız büyüttük, evlendirdik, damat aldık. Evde bir tas çorba içeceğiz diye neler gördük!
Öğlene doğru komşusu bahçeden seslenmiş:
— Hayırdır komşum, yüzün niye asık?
Kaynana hemen anlatmaya başlamış:
— Hiç sorma! Bizim damat sabah kapıyı bir açtı, üstünde hiçbir şey yok!
Komşu şaşkınlıkla sormuş:
— Eee, sen ne yaptın?
— Ne yapacağım, mutfağa kaçtım!
— İyi de sen sabah sabah adamların kapısında ne arıyordun?
Kaynana biraz duraksamış.
— Kahvaltı isteyecektim.
Komşu kahkahayı basmış:
— Kadıncağız, adam sana kahvaltı değil, saat ayarı vermiş!
Kaynana bu sözlere iyice kızmış. O akşam sofrada damadına dönmüş:
— Bak evladım, bu evin bazı kuralları vardır. Ben yıllardır sabah erken kalkarım. Kahvaltım da erkenden hazır olur.
Damat başını sallamış.
— Çok güzel anneciğim. Peki kahvaltıyı kim hazırlıyor?
— Eskiden kızım hazırlardı.
— Peki kızınız evlenince bu kural kendiliğinden bana mı geçti?
Kaynana cevap verememiş. Kızı araya girmiş:
— Anne, sabahları biz biraz daha uyumak istiyoruz. Sen erkenden kalkabilirsin ama bizi uyandırmana gerek yok.
Kaynana dudak bükmüş:
— Ben de sizin yaşınızdayken erkenden kalkardım.
Damat gülümsemiş:
— Belli anneciğim, alışkanlığınız o kadar kuvvetli ki şimdi bizi de uyandırıyor.
Kadın söylenerek odasına çekilmiş.
Ertesi sabah saat altı olmuş. Kaynana gözlerini açmış, mutfağa gitmiş. Çayın suyunu koymuş ama aklı yine kızının odasındaymış.
İçinden, 'Bir kere daha kapıyı çalsam mı?' diye geçirmiş.
Sonra üçüncü gün gördüğü manzara aklına gelmiş. Hemen vazgeçmiş.
'Yok,' demiş kendi kendine, 'Ben bugün peynirle zeytinle idare ederim.'
Saat dokuzda damatla kızı mutfağa inmiş. Kaynana masada oturuyormuş.
Damat neşeyle seslenmiş:
— Günaydın anneciğim! Bugün kapımızı çalmadınız, hasta falan değilsiniz ya?
Kaynana ters ters bakmış:
— Yok, gayet iyiyim. Ben de biraz huzur istiyorum artık.
— Harika! Demek ki hepimiz aynı şeyi istiyoruz.
Birkaç gün böyle geçmiş. Evde sabahları sessizlik başlamış. Herkes istediği saatte kalkıyor, isteyen çayını kendi demliyormuş.
Ama kaynana bu duruma tam alışamamış. Bir akşam komşusuna dert yanmış:
— Bizim damat beni fena korkuttu. Artık sabahları kapıyı çalamıyorum.
Komşusu gülerek sormuş:
— Peki, niye bu kadar erkenden kaldırıyordun gençleri?
— Ben aç uyanıyorum da ondan!
— E sen kahvaltı hazırlamayı bilmiyor musun?
— Bilmez olur muyum? Kırk yıldır yaparım.
— Öyleyse niye kızını kaldırıyorsun?
Kaynana gururla cevap vermiş:
— Evde damat var, biraz hizmet etsin istiyorum!
Komşu başını sallamış:
— Sen damat değil, sabah vardiyasına eleman almışsın!
Bu söz kaynananın kafasına takılmış.
Bir hafta sonra kadın yine dayanamayarak sabah erkenden kızının odasına doğru yürümüş. Tam kapıya vuracakken içeriden damadın sesi gelmiş:
— Anneciğim, duyuyorum ayak seslerinizi! Kahvaltı istiyorsanız çay hazır, ekmek dolapta!
Kaynana şaşkınlıkla bağırmış:
— Sen beni görmeden nereden bildin?
— Üç gündür aynı saatte gelen misafirin adımlarını tanımaz mıyım?
— İyi de sen kapıyı niye açmıyorsun?
Damat gülerek cevap vermiş:
— Anneciğim, geçen sefer açtım, bir hafta komşulara anlattınız. Bu sefer mahalle toplantısına konu olmak istemiyorum!
Kaynana istemeden gülmüş. O günden sonra kapıyı çalmamaya karar vermiş.
Aradan bir ay geçmiş. Bir sabah damat erkenden kalkıp sofrayı hazırlamış. Kaynanasını da çağırmış.
Kadın şaşkınlıkla sormuş:
— Hayırdır oğlum, bugün ne oldu da erkenden kahvaltı hazırladın?
— Bugün evliliğimizin birinci ayı anneciğim. Hep beraber güzelce kahvaltı yapalım dedim.
Kaynana duygulanmış:
— Aferin sana! Demek sonunda benim istediğim gibi erkenden kalkmayı öğrendin!
Damat gülümseyerek cevap vermiş:
— Yok anneciğim, ben sadece alarm kurdum. Ama sizin birinci günden beri kurduğunuz alarmın sesi daha yüksekmiş!
Kaynana kahkahayı basmış:
— Uyanık çıktın sen! Keşke ilk gün güzelce konuşsaydın da böyle uğraşmasaydık!
Damat çayından bir yudum almış:
— Konuştum anneciğim, iki gün duymadınız. Üçüncü gün de baktım sözle olmuyor, görsel anlatıma geçtim!
Kaynana gülmekten çayını içememiş.
— Peki oğlum, bana verdiğin o dersin adı neydi?
Damat hiç düşünmeden cevap vermiş:
— Anneciğim, adı 'İç Güveyi Eğitim Programı'. İlk ders: Sabah altıda kapı çalmanın sakıncaları!
Kaynana merakla sormuş:
— Peki ikinci ders ne?
Damat gülerek son noktayı koymuş:
— İkinci ders yok anneciğim. Birinci dersten sonra öğrencimiz kapıyı çalmayı bıraktı. Ben de öğretmenliği bıraktım!
Önceki

Önceki