Dul bir kaynana, kızını evlendirmiş.
Damadı da iç güveysi almışlar,
hep birlikte aynı evde yaşamaya
başlamışlar.
Düğünün ertesi günü, sabahın
köründe kaynana kızının ve damadın kapısına,
tak tak tak! — “Kalkın, ben acıktım.
Kahvaltı hazırlayın.” demiş.
Damat bozulmuş ama yeni damat ya...
Sesini çıkarmamış. Ertesi gün yine aynı saat.
Tak tak tak! — “Kalkın, acıktım ben.”
Damat bu sefer daha çok sinirlenmiş ama
yine susmuş. Üçüncü gün yine aynı saat.
Aynı saat, yine tak tak tak!
Damat dayanamamış, kapıyı açmış ama
damadın üzerinde hiçbir şey yok.
Kaynana karşısında damadı o hâlde görünce bir çığlık atmış, iki eliyle gözlerini kapatmış.
— Aman evladım! Bu ne hâl? Hiç mi utanman yok senin?
Damat gayet sakin cevap vermiş:
— Anneciğim, insan kendi evinde rahat olamayacaksa nerede olacak? Hem siz de üç gündür sabahın köründe kapımızı çalıyorsunuz. Biz daha yeni evliyiz, biraz anlayış gösterin.
Kaynana öfkeyle söylenmiş:
— Bari üstüne bir şey alsaydın! Ben yaşlı başlı kadınım, böyle kapı açılır mı?
devamı sonraki sayfada...

