Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. İhanetin Ortasında Evlat
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Yıllarca, kocamın evlat edinme hayalinin bizi nihayet tamamlayacağına inandım. Ancak gizli bir gerçek yeni kurduğumuz ailemizi sarsınca bir seçim yapmak zorunda kaldım: Ya ihanete tutunacaktım ya da kaybettiğimi sandığım aşk ve hayat için savaşacaktım.

Adım Hülya. Yıllarca kocamın evlat edinme hayalinin bizi bir bütün yapacağına inandım. Fakat saklanan bir gerçek, daha yeni başladığımız hayatımızı paramparça ettiğinde bir seçim yapmam gerekti: Ya bu ihanete takılıp kalacaktım ya da kaybettiğimi sandığım o aşk ve gelecek için mücadele edecektim.

Kocam Yavuz, çocuksuz bir hayatı kabullenmem için on yıl boyunca bana destek olmuştu. Sonra, neredeyse bir gecede, aile kurma fikrine saplanıp kaldı. Nedenini ise her şey için çok geç olana dek anlayamadım.

Ben kendimi işime gömdüm, o balık tutmaya merak saldı; eksik olanın adını koymadan, o sessiz evde var olmayı öğrendik. Bu değişimi ilk kez, evimizin yakınındaki bir parkın önünden geçerken Yavuz aniden durduğunda fark ettim.

"Şunlara bak," dedi, tırmanan ve bağıran çocukları izlerken. "Bir zamanlar bizim de böyle olacağımızı düşündüğümüzü hatırlıyor musun?" "Evet," diye cevap verdim.

Gözlerini çocuklardan ayırmadı. "Hâlâ seni üzüyor mu?" Yüzüne baktım. Orada ham bir duygu vardı, yıllardır görmediğim bir şey. Birkaç gün sonra, kahvaltı masasında telefonunu ve bir evlat edinme broşürünü önüme sürdü. "Evimiz çok boş geliyor, Hülya," dedi. "Öyle değilmiş gibi davranamıyorum. Bunu yapabiliriz. Hâlâ bir ailemiz olabilir." "Yavuz, biz bu durumla barışmıştık." "Belki sen barıştın." Bana doğru eğildi. "Lütfen, Hülya. Benim için bir kez daha dene." "Peki ya işim?" "Evde olman süreci kolaylaştırır," dedi hızla. "Şansımız daha yüksek olur."

Daha önce hiç yalvarmamıştı. Bu benim ilk uyarım olmalıydı. Bir hafta sonra istifamı verdim. Eve geldiğimde Yavuz bana öyle sıkı sarıldı ki sanki hiç bırakmayacak gibiydi. Akşamlarımızı kanepede form doldurarak, ev incelemelerine hazırlanarak geçirdik. Dur durak bilmiyordu, neredeyse acelesi varmış gibi odaklanmıştı.

Bir gece, onların profilini buldu. "Dört yaşında ikizler, Mert ve Yiğit. Buraya ait gibi görünmüyorlar mı?" "Korkmuş görünüyorlar," dedim kısık sesle. Elimi sıktı. "Belki biz onlara yetebiliriz." "Denemek istiyorum."

Aynı gece ajansa e-posta gönderdi. Çocuklarla ilk tanıştığımızda gözüm hep Yavuz’un üzerindeydi. Mert’in boyuna inip ona bir dinozor çıkartması uzattı. "En sevdiğin bu mu?" diye sordu. Mert, gözlerini kardeşinden ayırmadan hafifçe başını salladı. Yiğit fısıldadı: "O ikimizin yerine de konuşur." Sonra bana baktı, sanki güvenli olup olmadığımı ölçüyordu. Yanlarına diz çöktüm ve "Sorun değil," dedim. "Ben de Yavuz’un yerine çok konuşurum." Kocam gerçek, hafif ve mutlu bir kahkahayı patlattı. "Şaka yapmıyor çocuklar." Mert hafifçe gülümsedi. Yiğit ona daha çok sokuldu.

Eve taşındıkları gün, ev hem aydınlık hem de belirsiz hissettiriyordu. Yavuz arabanın yanında diz çöküp söz verdi: "Sizin için takım pijama aldık."





devamı sonraki sayfada...


Sonraki



  1. 1
  2. 2