Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Gizemli Tabut ve Anne Sevgisi
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Gelinim doğum yaparken öldü ama sekiz adam tabutu kaldırmaya çalıştığında, onu yerinden bir santim bile oynatamadılar.

O an Karacaahmet Mezarlığı’nda dizlerimin üzerine çöktüm ve tabutu açmaları için onlara yalvardım.

Çünkü bir şey duymuştum.

Hafif bir tıkırtı. Zayıf. Kuru.

İçeriden geliyordu. Kasabamızdaki herkes, Leyla’nın "takdir-i ilahi" ile vefat ettiğini söyleyip duruyordu.

Ben inanmadım. Bu kez değil. Hele ki oğlum Selim, tek bir gözyaşı bile dökmemişken... Sanki karısını gömmek bir an önce bitmesi gereken bir randevuymuş gibi, birkaç dakikada bir saatini kontrol edip dururken asla inanmadım. Bana onu son bir kez görmem için izin vermediğinde de inanmadım. Leyla, dokuz aylık hamileyken gecenin bir yarısı Şişli’deki hastaneye girmişti; bir eli karnında, diğeri bileğimi canımı yakacak kadar sıkı kavramış haldeydi. Terliyordu. Titriyordu. Ve hemşireler onu o döner kapılardan içeri almadan hemen önce, bana asla unutamayacağım gözlerle baktı. O gözler, acıdan korkan bir kadının gözleri değildi. Birinden korkan bir kadının gözleriydi. “Bebeğimi almasına izin verme, Müzeyyen Anne…” diye fısıldadı. Sonra gözden kayboldu. Benim adım Müzeyyen Demir. Altmış dört yaşındayım. Ömrümde kocamı, kız kardeşimi ve sayamadığım kadar çok umudumu toprağa verdim. Ama henüz bu kadar çok sırrı beraberinde götüren bir kadını gömmemiştim. Sabahın beşinde Selim doğumhanenin koridoruna çıktı. Gömleği tertemizdi. Saçları özenle taranmıştı. Gözleri kupkuruydu. “Leyla gitti,” dedi. Öyle bir hızla ayağa kalktım ki sandalyem zemine sürtünerek gıcırdadı. “Ya bebek?” Gözlerini yere indirdi; üzüntüden değil, ezberlediği bir cümleyi tekrarlayan bir adam gibi. “Bebek de öldü.” Sırtım duvara çarptı. Torunum. İlk torunum. Leyla’nın şimdiden krem rengi bir şapka ördüğü o küçük kız. İsmini gizlice seçtiği o yavru: Elif. Selim elini omuzuma koydu. Onu ittim. “Leyla’yı görmek istiyorum.” Yüzü sertleşti. “Bu mümkün değil.” “Ben onun kayınvalidesiyim.” “Ben de kocasıyım.” Bunu sanki bir mülkiyet hakkıymış gibi söyledi. Ve hayatımda ilk kez, bu adamı dünyaya getirdiğim için kendimden utandım. Leyla öz kızım değildi. Ama her anlamda kızım olmuştu. Dört yıl önce ailemize yırtık bir valiz, aşınmış ayakkabılar ve sanki çok fazla yer kaplamaktan korkuyormuş gibi, çekingen bir gülümsemeyle gelmişti. Selim ona “narin” diyordu.





devamı sonraki sayfada...


Sonraki



  1. 1
  2. 2