78 yaşındaki komşum, mahalledeki herkesin bayıldığı türden bir kadındı. Tatlıydı, nazikti ve bana ailemden biriymiş gibi geliyordu. Bu yüzden vefat ettiğinde, bana bir not ve kimseyi yaklaştırmadığı kulübesinin anahtarını bıraktığında, içeride beni nelerin beklediğini hiç tahmin etmemiştim.
Üç yıl önce sakin bir mahalleye taşınmıştım ve daha 48 saat geçmeden Müzeyyen Hanım, fırından yeni çıkmış, dumanı üstünde mis gibi bir yaban mersinli turta ve sanki onu ömrünüz boyunca tanıyormuşsunuz hissi veren bir gülümsemeyle kapımdaydı.
O zamanlar 75 yaşındaydı, duldu ve iki ev ötede, çiçek tarhları her mevsime göre kusursuzca değişen, mahallenin en temiz ve bakımlı beyaz evinde yaşıyordu.
Daha 48 saat geçmeden Müzeyyen Hanım, elinde yaban mersinli turtasıyla kapımdaydı.
Müzeyyen Hanım, en iyi komşuların yaptığı gibi hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu. Bahçe çitinin üzerinden sohbet eder, ara sıra yemeklerimizi paylaşır; bazen akşamları verandasında oturur, ben işten eve dönerken el sallardı.
Ancak her zaman dikkatimi çeken bir şey vardı. Müzeyyen Hanım’ın arka bahçesinde, çitlerin arkasına yarı gizlenmiş, kapısında paslı bir asma kilit olan eski bir kulübe duruyordu. Diğer her şeyiyle kusursuz olan mülkünün yanında bu kulübe çok eğreti duruyordu.
Müzeyyen Hanım dört gün önce, uykusunda huzur içinde vefat etti. 78 yaşındaydı.
Camideki tören küçüktü; çoğunlukla komşular ve tanımadığım birkaç kişi vardı. Tören bittikten sonra dışarıda dururken, 11 yaşlarında bir kız çocuğu yanıma geldi.
Diğer her şeyiyle kusursuz olan mülkünün yanında bu kulübe çok eğreti duruyordu.
"Adınız Azra mı?" diye sordu. "Evet, benim." Küçük bir zarf uzattı. "Müzeyyen Hanım bunu size bugün, cenazesinin olduğu gün vermemi istedi. Mutlaka bugün olması gerektiğini söyledi."
Zarfı aldım, teşekkür ettim; ben başka bir şey soramadan küçük kalabalığın içinde gözden kayboldu.
Zarfın üzerinde Müzeyyen Hanım’ın o özenli, eski usul el yazısıyla ismim yazılıydı. Hemen orada açtım.
Avucuma bir anahtar ve beraberinde katlanmış bir not düştü:
"Canım Azra, bunu ölümümden sonra bile bir sır olarak saklamalıydım. Ama yapamıyorum. Senden bunca yıldır sakladığım gerçeği bilmelisin. Kulübemi açtığında her şeyi anlayacaksın."
devamı sonraki sayfada...

