Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Bu yaşta hamile kalmaya
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Beril’in gözlerindeki öfke, aramızdaki otuz yıllık anne-kız bağını bir anda silip süpürmüştü. Koray ise ellerini yumruk yapmış, nefesini tutarak kapıya doğru bir adım atmıştı.

— “O adamı bu eve soktunuz ha?” diye bağırdı Koray, sesi apartman boşluğunda yankılanıyordu. — “Babamın toprağı henüz kurumadı! Sen gittin, elin adamıyla nikâh kıydın, yetmedi bir de bu yaşta…” Cümlesini tamamlayamadı, sanki o kelimeyi söylemek bile midesini bulandırıyormuş gibi yüzünü ekşitti.

Yerde, mermer zeminde ters dönmüş duran ultrason fotoğrafına baktım. Üzerinde bebeğimin henüz fasulye tanesi kadar bile olmayan minicik kalbinin atışları yazılıydı. O kağıt parçası, çocuklarım için bir evlat değil, sadece utanç vesikasıydı.

Titreyen ellerimle eğilip fotoğrafı yerden aldım. Göğsüme bastırdım.

— “Ben babanıza ihanet etmedim, çocuklar…” dedim, sesim çatlıyordu ama içimde bir yerlerde acıdan arınmış, yepyeni bir güç doğuyordu. — “Orhan’ı her zaman seveceğim. Ama yalnızdım. Karanlık odalarda sabahlara kadar ağlarken kapımı çalan olmadı. Turgut hayatıma girdiğinde bana yeniden nefes almayı öğretti. Bu bebek… Bu bebek bir hata değil, Allah’ın bize gönderdiği bir mucize.”

Beril alayla güldü, ama gözlerinde bir damla yaş parlıyordu.

— “Mucize mi?” dedi sesi buz gibi bir alayla. — “Bunu komşulara, akrabalara da anlatırsın anne! ‘Elli sekiz yaşında hamile kaldım’ de, bakalım yüzümüze nasıl bakacaklar! İnsanların içine çıkamayacağız senin yüzünden!”

O an anladım. Onlar için sevgi, emek, benim çektiğim onca çile ve yalnızlık bir hiçti. Onlar için en önemli şey, mahallenin, elin alemin ne diyeceğiydi. Hayatım boyunca onların utancını örtmek, sırtlarındaki yükü taşımak için çalışmıştım. Evimi satmış, paradan vazgeçmiş, kendi mutluluğumu en son sıraya koymuştum. Ama ödülüm, kapının önüne konulmak olmuştu.

Başımı dikleştirdim. Yıllardır boyun eğdiğim o korku, o evlat sevgisinin arkasına saklanan baskı bir anda yok oluverdi.

— “Demek bu evde bana yer yok, öyle mi?” dedim, sesimdeki sakinlik onları şaşırttı.

Koray hemen atıldı:
— “Hemen şimdi eşyalarını alıp o adamın yanına gidersin! Bu daire babamın parasıyla alındı, unutma!”

— “O dairenin tapusu benim üzerimde oğlum,” dedim, gözlerinin içine dik dik bakarak. — “Ama kalsın. Sizin bana reva gördüğünüz bu vicdansızlıkla o evde bir saniye bile durmam.”

Arkama dönüp yatak odama yöneldim. Titreyen ellerimle küçük bir bavul çıkardım dolaptan. Birkaç parça kıyafetimi, Orhan’la çekilmiş tek bir çerçeve fotoğrafımızı ve Turgut’un bana hediyesi olan küçük bir yazmayı bavula tıktım. Tam kapıdan çıkarken, Koray ve Beril’in arkamdan söyledikleri son sözleri duydum:

— “Bir daha buraya adım atma! Öldüğünde bile bizi arama!”

Kapı yüzüme çarpıldığında, apartman merdivenlerinde ardımda bıraktığım otuz yılı değil, karnımda taşıdığım o küçük hayatı hissettim. Derin bir nefes aldım. Dışarıda lapa lapa kar yağıyordu. Sokak lambasının sarı ışığı altında, benden gelecek haberi bekleyen Turgut’un silüetini gördüm.

Beni görünce koşarak geldi, kabanını çıkarıp omuzlarıma attı ve ellerimi ellerinin arasına aldı. Sıcacıktı.

— “İyi misin Süreyya’m?” diye sordu gözlerimin içine bakarak.

Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu ama ilk kez dudaklarımda kocaman, gerçeğe dönüşmüş bir gülümseme vardı. Elimi karnımın üzerine koydum.

— “Çok iyiyim Turgut,” dedim, sesim rüzgârda yankılanırken. — “Hadi evimize gidelim.”


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3