Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. “Baba… Küçük Kardeşim Uyanmıyor.
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


“Şu anda elimizden geleni yapıyoruz. İlk müdahaleye cevap vermesi önemli.”

Baran başını eğdi.

“Lütfen onu kurtarın.”

Doktor yeniden içeri girdi.

Baran ise koridorda Efe’nin yanında kaldı.

Bir süre sonra Efe sessizce konuştu.

“Baba…”

“Buradayım.”

“Annem giderken bana bir şey söyledi.”

“Ne söyledi?”

“Bana, ‘Baban sana inanmayacak’ dedi.”

Baran’ın içi ürperdi.

“Başka?”

Efe gözlerini yere indirdi.

“Sonra bana bir kâğıt verdi.”

Baran hemen diz çöktü.

“Hangi kâğıt?”

Efe pantolonunun cebine elini soktu ve buruşturulmuş küçük bir kâğıt çıkardı.

Baran kâğıdı açtı.

Üzerinde yalnızca bir telefon numarası ve tek bir cümle vardı:

“Bunu Baran’a ancak çocuklar güvendeyse ver.”

Baran numaraya baktı.

Aramak üzereyken telefonu çaldı.

Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.

Baran açtı.

Karşı taraftaki erkek sesi soğuktu.

“Çocukları bulduğunuza göre artık konuşabiliriz.”

Baran’ın eli yumruk oldu.

“Sen kimsin?”

“Derya’nın neden çocukları bırakıp gittiğini öğrenmek istiyorsan önce sakin ol.”

“Çocuklarım ölebilirdi!”

“Biliyorum.”

Baran’ın sesi yükseldi.

“Sen ne biliyorsun?”

Adam birkaç saniye sustu.

“Derya kaçmadı. Saklanıyor.”

“Kimden?”

“Çocukları senden korumaya çalıştığını sanıyordu.”

Baran dondu.

“Benden mi?”

“Hayır. Seni kullanarak çocuklara ulaşmak isteyen birinden.”

Baran’ın aklına Efe’nin söylediği adam geldi.

“Kim o?”

Adam cevap vermeden önce arka planda bir kapının kapandığı duyuldu.

“Derya sana gerçeği anlatmak üzereydi. Ama onu buldular.”

Baran’ın kalbi sıkıştı.

“Derya’ya ne oldu?”

“Bilmiyorum. Telefonu birkaç saat önce kapandı.”

“Sen kimsin?”

Adam derin bir nefes aldı.

“Ben Derya’nın avukatıyım.”

Baran birkaç saniye konuşamadı.

“Peki neden çocukları bu halde bıraktı?”

“Bırakmadı. Onları güvenli bir yere götürmek istedi. Fakat Zeynep’in ateşi yükselince planı bozuldu.”

Baran gözlerini kapattı.

“Bunu bana neden söylemedi?”

“Çünkü sana güvenmek istiyordu ama aynı zamanda seni de tehlikeye atacağından korkuyordu.”

Telefon kapandı.

Baran uzun süre elindeki telefona baktı.

O ana kadar Derya’ya duyduğu öfkenin altında başka bir şey olduğunu fark etti...

Korku.

Çünkü çocuklarının başına gelenlerden sonra bile hikâyenin tamamını bilmiyordu.

Yaklaşık kırk dakika sonra doktor yeniden koridora çıktı.

Baran hemen ayağa kalktı.

“Nasıl?”

Doktor bu kez daha sakin görünüyordu.

“Ateşi düşmeye başladı. Sıvı tedavisine cevap veriyor.”

Baran’ın dizlerinin bağı çözüldü.

“Görebilir miyim?”

“Birazdan. Ama dinlenmesi gerekiyor.”

Baran duvara yaslandı.

Gözlerinden yaşlar süzüldü.

Efe babasının yanına gelip ona sarıldı.

“Zeynep iyi olacak mı?”

Baran oğlunu kucağına aldı.

“Evet. Doktorlar onun için ellerinden geleni yapıyor.”

“Annem de gelecek mi?”

Baran bu kez cevap vermeden önce uzun süre düşündü.

“Onu bulacağız.”

“Ya kızgınsan?”

Baran oğlunun saçlarını okşadı.

“Bazen birine kızgın olmakla onu anlamaya çalışmak aynı anda mümkün olabilir.”

Ertesi gün Baran, Derya’nın avukatından yeni bir haber aldı.

Derya bulunmuştu.

Kendi isteğiyle bir kadın sığınma merkezine gitmişti.

Başına fiziksel bir şey gelmemişti.

Fakat asıl gerçek çok daha basitti ve çok daha ağırdı.

Derya, uzun süredir ciddi borçlarla mücadele ediyordu. Bazı insanlar çocukların velayetini kullanarak Baran’dan para almaya çalışmış, Derya da korkuya kapılmıştı. Çocukları bir süreliğine uzaklaştırmanın onları koruyacağını düşünmüştü.

Ama yaptığı en büyük hata, çocukları yalnız bırakmak ve yardım istemek yerine korkusunun içinde kaybolmak olmuştu.

Baran onu birkaç gün sonra hastanenin bahçesinde gördü.

Derya ağlıyordu.

“Çocukları sana bırakmamalıydım,” dedi.

Baran uzun süre sustu.

Sonra sakin bir sesle cevap verdi:

“Hayır. Ama çocukların başına gelenleri de onların hayatlarının geri kalanına yükleyemeyiz.”

Derya başını kaldırdı.

“Beni affedebilir misin?”

Baran hemen cevap vermedi.

“Bugün değil,” dedi. “Belki yarın da değil. Ama çocuklarımızın sana ihtiyacı var. Önce onların iyileşmesini sağlayacağız.”

Birkaç hafta sonra Zeynep hastaneden taburcu edildi.

Efe, kız kardeşinin elini tutarak hastanenin kapısından çıktı.

Baran ikisine bakarken o telefon görüşmesini düşündü.

Bir zamanlar o bilinmeyen numaranın hayatını mahvettiğini sanmıştı.

Oysa telefonun ucundaki küçük ses, onu çocuklarının hayatına yeniden döndürmüştü.

O günden sonra Baran çocuklarına yalnızca daha iyi bir ev, daha güzel oyuncaklar ya da daha rahat bir hayat vermeye çalışmadı.

Onlara en çok ihtiyaç duydukları şeyi verdi:

Dinlenebilecekleri bir baba.

Çünkü bazen bir çocuğun hayatını kurtaran şey büyük bir kahramanlık değil, korkarak açtığı bir telefon ve karşı taraftan gelen şu cümledir:

“Baba…?”

Ve Baran o günden sonra o kelimeyi hiçbir zaman sıradan bir sesleniş olarak duymadı.


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3