Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Annenin Tokat Sonrası Kararı
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Adana’nın boğucu sıcağı geceleri ağırlaştırıyordu ama hiçbir şey Emel’in evindeki gerginlikle kıyaslanamazdı. 54 yaşındaki Emel, parçalanmış bir ailenin yükünü çok uzun zamandır omuzlamıştı. 23 yaşındaki oğlu Burak, artık bir zamanlar tanıdığı o sevgi dolu çocuk değildi; öfkeli, kindar ve öngörülemez biri haline gelmişti. Üniversiteyi bıraktıktan ve hiçbir işte dikiş tutturamadıktan sonra, hayatındaki her aksilik için babasının yokluğunu suçlar olmuştu.

Okul kütüphanesindeki uzun mesaisinin ardından, bitkin bir akşam vaktinde Emel eve darmadağın bir halde döndü; ancak kapıda onu alkol kokan ve para isteyen Burak karşıladı.

Bu kez Emel "hayır" dedi. Bu tek kelime her şeyi değiştirdi. Burak annesiyle alay etti, ona doğru yaklaştı ve hiçbir uyarıda bulunmadan yüzüne sert bir tokat attı. Ardından gelen sessizlik, darbenin kendisinden bile daha ağırdı. Burak hiçbir pişmanlık göstermedi; sadece arkasını dönüp gitti.

O gece Emel, evinin artık güvenli olmadığını fark etti. Gece saat 01:20’de sekiz yıldır kaçındığı o aramayı yaptı—

Eski kocası Murat’ı aradı. Murat, "Yoldayım," dedi. Sabaha karşı Emel bir kahvaltı hazırladı; bu bir teselli değil, bir dönüm noktasıydı.

Murat geldiğinde artık hazırdılar. Burak, hâlâ kibirli bir tavırla ve hiçbir şeyin değişmediğini varsayarak aşağı indi. Ancak bu kez, her iki ebeveyni de karşısında dimdik duruyordu. Ona bir seçenek sundular. Bir uzaklaştırma kararı. Tüm maddi desteğin kesilmesi. Ya da son bir şans: Altı aylık bir rehabilitasyon ve öfke kontrolü programı. Burak, ilk kez yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşti. Emel sonunda ondan korktuğunu itiraf ettiğinde, Burak’ın içinde bir şeyler koptu. Dakikalar sonra elinde bir çantayla geri döndü; gitmeye hazırdı. Ne bir sarılma ne de teselli edici sözler vardı. Kapıdan çıkmadan önce sadece sessiz bir soru sordu: "Beni hiç affedecek misin?" Emel dürüstçe cevap verdi: "Bu sana bağlı... Ve kendi evimde tekrar güvende hissedip hissedemeyeceğime."

O gittikten sonra evdeki sessizliğin rengi değişti. Artık korkuyla ağırlaşmış bir hava yoktu. Huzurluydu. Emel hayatını yeniden kurmaya başladı; kilitleri değiştirdi, terapiye başladı ve yeniden özgürce nefes almayı öğrendi. Aylar sonra bir mektup geldi. Burak pişmanlıkla yazmıştı; hatalarını kabul ediyor ve sebep olduğu acıların sorumluluğunu üstleniyordu. Bir gün eve dönmeye layık, daha iyi bir adam olacağına dair söz veriyordu. Emel ağladı; ama bu kez gözyaşları umut taşıyordu. Çünkü güçlü bir gerçeği öğrenmişti: Sevgi, her şeye katlanmak demek değildir. Bazen sevginin en güçlü ve hayat kurtaran biçimi... Sınır koyma cesaretini göstermektir.


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3