Doktorun yüzü o kadar çabuk kireç gibi bembeyaz oldu ki, benden önce onun yere yığılacağını sandım. Sonra ultrason odasının kapısını kilitledi, sesini alçalttı ve "Meral, hemen buradan gitmelisin. Boşan bu adamdan!" dedi.
Korkuyla karışık keskin bir kahkaha attım. "Neden?" Doktor Elif Hanım cevap vermedi. Monitörü bana doğru çevirdi, titreyen parmağıyla ekrana dokundu ve "Açıklayacak vakit yok. Bunu görünce anlayacaksın," dedi. Kırk beş yaşımdaydım; yıllarca hakkımda önce fısıltılarla, sonra şakalarla, en sonunda da kocamın aile grubunda yanlışlıkla paylaşılan mesajlarla "kısır" denilmesine katlanmıştım. Kocam Vedat, her seferinde çiçeklerle ve sessizlikle özür dilerdi. Kayınvalidem ise adeta kısırlık benim tüm kimliğimmiş gibi benden "Zavallı Meral" diye bahsederdi.
Ancak o sabah, o loş odanın içinde, bebeğimin kalp atışlarını ilk kez duymuştum. Sonra ultrason görüntümün yanında açık duran tıbbi dosyadaki ismi fark ettim.
devamı sonraki sayfada...

