Turgay bir süre yüzüme baktıktan sonra ayağa kalktı. Anahtarlarımı kendisine uzattım. Komodinimin alt çekmecesindeki küçük ahşap kutuyu tarif ettim. Zarfın onun içinde, eski bir mendile sarılı olduğunu söyledim.
“Anne, senin yanından ayrılmak istemiyorum,” dedi.
“Ben doktorların yanındayım oğlum. Git ve getir. Artık bilmediğim şeylerle yaşamaya devam etmek istemiyorum.”
Turgay çıkarken Dr. Müge Özsoy sandalyesini bana yaklaştırdı.
“Rüveyda Hanım, bir konuyu birbirinden ayırmamız gerekiyor. Eski belgelerin bulunması, karnınızdaki kitlenin o kuruluşla bağlantılı olduğu anlamına gelmiyor. Önceliğimiz sağlık durumunuzu açıklığa kavuşturmak.”
Başımı salladım. Doktorun sakinliği bana güven veriyordu.
Görüntüleme incelemeleri, karnımdaki şişliğin büyük bölümünün sıvı içeren bir oluşumdan kaynaklandığını gösteriyordu. Ancak kitlenin hangi dokudan geliştiği ve niteliği henüz kesinleşmemişti. Doktor, ilgili uzmanların görüntüleri birlikte değerlendireceğini, gerekli kan incelemelerinin de yapılacağını anlattı.
“Bu kötü huylu bir hastalık olabilir mi?” diye sordum.
“Şu aşamada kesin bir şey söylemek doğru olmaz. Farklı olasılıkları değerlendiriyoruz.”
Bu cevap beni korkutsa da gerçeği duymayı tercih ediyordum.
devamı sonraki sayfada...

