Kapı açıldığında içeri giren kişiyi gördüğümde kanımın çekildiğini hissettim.
Karşımda Sevda duruyordu.
Onu yıllardır görmemiştim. Hatta onunla ilgili düşünmemeye bile çalışıyordum. Geçmişte yaşananlardan sonra hayatımdan tamamen çıkardığım biriydi. Ama şimdi, doğum yaptığım odanın kapısında, yüzünde tarifsiz bir ifadeyle duruyordu.
Kaan’ın yüzündeki korku ise her şeyi daha da tuhaf hâle getiriyordu.
“Sen neden buradasın?” diye fısıldadım.
Sevda birkaç saniye cevap veremedi. Gözleri önce bana, sonra kucağımdaki bebeğe çevrildi.
“Çünkü artık saklayamayacağımız bir şey var,” dedi.
Kaan başını ellerinin arasına aldı.
Ben ise ikisine birden bakıyordum. İçimde tarifsiz bir öfke yükseliyordu. Saatler önce hayatımın en mutlu anını yaşarken şimdi iki insanın arasında kalmış, kendi çocuğumla ilgili bir sırrın ortasında bırakılmıştım.
“Kaan,” dedim titreyen bir sesle. “Bana gerçeği şimdi söyle.”
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonunda Kaan ayağa kalktı ve yatağımın yanına geldi. Gözlerinde pişmanlık vardı.
“Bu bebeğin yüzünü görünce neden böyle olduğumu anlamıyorsun,” dedi. “Çünkü ben bu yüzü daha önce gördüm.”
Kalbim hızlandı.
“Nerede?”
Kaan, Sevda’ya baktı.
Sevda gözlerini kaçırdı.
“Yıllar önce,” dedi Kaan. “Seninle tanışmadan önce.”
devamı sonraki sayfada...

