Garajın içinde gördüğüm şey, hayatım boyunca unutamayacağım bir manzaraydı.
Duvarların yanında üst üste dizilmiş onlarca koli vardı.
Bazılarının üzerinde eski tarihler, bazılarının üzerinde ise benim adım yazıyordu.
Benim adım.
Titreyen ellerimle ilk kutuyu açtım.
İçinden çocukluğuma ait fotoğraflar çıktı.
Okul gösterilerimde çekilmiş fotoğraflar...
Doğum günlerimden kalan birkaç eski eşya...
İlkokulda yaptığım resimler...
Bir köşede ise yıllar önce kaybettiğimi sandığım küçük kırmızı bir saç tokası vardı.
Onu elime aldığım anda gözlerim doldu.
Çünkü o toka, annemin bana aldığı son hediyeydi.
Büyükannem yıllardır bunların hepsini saklamıştı.
Ama neden?
Bir sonraki kutunun kapağını kaldırdım.
İçinde zarflar vardı.
Her birinin üzerinde bir tarih yazıyordu.
İlk zarfı açtım.
İçinden üniversite yıllarımda ödediğim öğrenim kredilerinin makbuzları çıktı.
Şaşkınlıkla diğer zarflara baktım.
Hepsi benim borçlarımla ilgiliydi.
Fakat makbuzların üzerinde başka bir isim vardı.
Borçlarımın tamamı yıllar önce ödenmişti.
Ben bunu bilmiyordum.
Büyükannem gizlice bütün öğrenim kredilerimi kapatmıştı.
Ama neden bana söylememişti?
Dizlerimin üzerine çöktüm.
Tam o sırada arkamdan bir ses duydum.
“Çünkü bunu bilmeni istemedi.”
Korkuyla arkamı döndüm.
Nermin'in avukatı kapının önünde duruyordu.
“Buraya kadar geleceğinizi tahmin etmişti,” dedi.
“Büyükannem neden bütün bunları benden sakladı?”
Avukat içeri girip eski bir sandalyeye oturdu.
Sonra cebinden başka bir zarf çıkardı.
“Bunu da ancak garajı açtıktan sonra vermemi istedi.”
Zarfın üzerinde yalnızca adım yazıyordu.
Açtım.
İçinden Nermin'in el yazısıyla yazılmış birkaç sayfalık bir mektup çıktı.
Okumaya başladım.
devamı sonraki sayfada...

