Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Üvey Anne Elbise Faciası
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Mezuniyet gecesinin büyülü geçmesi gerekiyordu ama tek bir zalimce hareket her şeyi neredeyse paramparça ediyordu. Üvey annemin bilmediği şey ise sevginin, anıların ve bir babanın sessiz gücünün öyle kolay kolay yıkılmayacağıydı.

Merhaba, ben Melis. 17 yaşındayım ve lise hayatımın en önemli gecesi nihayet gelip çatmıştı. Çoğu kız için mezuniyet balosu ışıl ışıl yeni elbiseler, telaşlı güzellik randevuları ve çiçekli duvarların önünde fotoğraf çektirmek demekti. Ama benim için her zaman tek bir anlamı vardı: annemden kalan mezuniyet elbisesi.

Lavanta rengi, saten bir elbiseydi; gövdesinde işlemeli çiçekler vardı ve ışığın altında parıldayan incecik askılarıyla büyüleyici görünüyordu. Annem lise mezuniyetinden önce o elbiseyle çekildiği fotoğraflarda 90’ların gençlik dergilerinden fırlamış gibiydi.

Çabasız bir zarafeti vardı: yumuşak bukleler, parlak bir dudak parlatıcısı, girdiği her odayı aydınlatan bir gülümseme ve 17 yaşında olup dünyanın zirvesinde hissetmenin verdiği o ışıltı... Küçükken dizine tırmanır, albümündeki fotoğrafların üzerinde parmaklarımı gezdirirdim.

"Anne," diye fısıldardım, "mezuniyet baloma giderken ben de senin elbiseni giyeceğim."

Gülerdi; kahkahalarla değil, gözlerinin içi gülerek... Elbisenin kumaşını sanki gizli bir hazineymiş gibi elleriyle düzeltir, "O zamana kadar onu özenle saklarız o halde," derdi.

Ama hayat her zaman verdiği sözleri tutmuyor.

Ben 12 yaşındayken amansız bir hastalık onu benden aldı. Bir ay başucumda beni uyuturken, ertesi ay ayakta duramayacak kadar halsizleşmişti. Çok geçmeden de aramızdan ayrıldı.

Vefat ettiği gün, tüm dünyam ikiye bölünmüş gibi hissettim. Babam ikimiz için de dik durmaya çalışıyordu ama her sabah yatağın anneme ait olan tarafına nasıl dalıp gittiğini görebiliyordum. Sadece hayatta kalıyorduk, yaşamıyorduk.

Cenazeden sonra, o mezuniyet elbisesi benim sığınağım oldu. Onu dolabımın en arkasına sakladım. Bazen geceler çok uzun ve sessiz geldiğinde, sadece saten kumaşına dokunmak ve sanki annem hâlâ oradaymış gibi hissetmek için elbise kılıfının fermuarını azıcık açardım.






devamı sonraki sayfada...


Sonraki



  1. 1
  2. 2