Serkan kapının önünde öylece duruyordu. Gözleri kıpkırmızıydı, yüzündeki kendinden emin ifade tamamen kaybolmuştu.
"Ne olur beni dinle," dedi titreyen sesiyle. "Her şeyi açıklayabilirim."
Babam kapıyı açmıştı ama içeri girmesine izin vermedi.
"Konuşacak bir şey kaldığını sanmıyorum," dedi sert bir sesle.
Serkan çaresizce bana baktı.
"Lütfen... Sadece beş dakika."
Onu görmek bile canımı yakıyordu. Bir gün önce yeni doğan üç bebeğimizle beni sokağa atan adam şimdi gözyaşları içinde yalvarıyordu.
"Dışarı çıkalım," dedim.
Annem itiraz etmek istedi ama başımı sallayarak onu durdurdum.
Bahçeye çıktığımızda Serkan derin bir nefes aldı.
"Her şey annem yüzünden oldu."
Şaşkınlıkla yüzüne baktım.
"Ne demek istiyorsun?"
"Doğumdan birkaç gün sonra annem eve geldi. Bana çocuklardan en az birinin bana benzemediğini söyledi. Sonra da senin beni aldattığını, üçüzlerin benden olamayacağını söyleyip durdu."
Sözlerini duyunca kanım dondu.
"Ve sen buna inandın?"
Başını öne eğdi.
"Başta inanmadım. Ama günlerce aynı şeyi söyledi. Sürekli kulağımı doldurdu. Sonra internette saçma sapan şeyler okumaya başladım. Kendimden şüphe ettim."
Gözlerim öfkeyle doldu.
"Altı yıllık evliliğimizi, bana olan güvenini ve üç bebeğini annenin birkaç sözü uğruna çöpe attın öyle mi?"
Cevap veremedi.
"Annem, sen hastanedeyken eşyalarını toplattı. Kilitleri değiştirmem için de beni zorladı."
"O halde neden şimdi buradasın?"
Serkan cebinden buruşturulmuş bir dosya çıkardı.
"Dün gece DNA testi sonuçları geldi."
Dosyayı bana uzattı.
devamı sonraki sayfada...

