“Siz kullanmıyorsanız ne zararı var?”
Yanımdaki adamın saatlerdir tekrarladığı bu cümle, sonunda bana hayatımın en cesur kararlarından birini verdirmişti. Tuvaletten döndüğünde koltuğuna bakıp yüzü kıpkırmızı kesildi.
“Sen ne yaptın böyle?!” diye bağırdı.
Başımı kaldırıp sakince gülümsedim.
“Biraz yer değiştirdim,” dedim. “Ne zararı var?”
Çünkü artık cam kenarında ben oturmuyordum. Benim yerimde, koridor tarafında saatlerdir sessizce seyahat eden iri yarı adam vardı. Ben de onun eski koltuğuna geçmiştim.
Yolculuğun başından beri tek kelime konuşmayan bu yolcu, neredeyse iki metre boyundaydı. Geniş omuzları yüzünden kendi koltuğuna güçlükle sığıyordu. Ama bütün uçuş boyunca dizlerini toparlamış, kimseyi rahatsız etmemişti.
Adam tuvalete kalktığında ona dönüp fısıldamıştım:
“Beyefendi, yer değiştirmemizin bir sakıncası olur mu?”
Önce şaşırmış, ardından yüzümdeki acıyı fark etmişti.
“Yanınızdaki adam yüzünden mi?” diye sormuştu.
Başımı sallamıştım.
“İsterseniz hemen değiştirelim,” demişti. “Zaten olanları gördüm.”
Kabin görevlisine de haber vermiştik. Boşalan iki koltukta yer değiştirmemizin uygun olduğunu söyleyince çantamı alıp koridor tarafına geçmiştim. Hepsi bir dakikadan kısa sürmüştü.
Şimdi o adam, karşısında kendisinden çok daha uzun bir yolcu görünce ne yapacağını şaşırmıştı.
“Bu benim koltuğum!” dedi öfkeyle.
İri yarı yolcu başını kaldırdı.
“Ortadaki koltuk sizin. Ben cam kenarındayım.”
devamı sonraki sayfada...

