Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Tokatlanan Kadının İntikamı
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Kocam, incir çekirdeğini doldurmayacak bir mesele yüzünden defalarca suratıma tokat attı. Ertesi sabah, mükellef bir kahvaltı sofrasına bakıp sırıttı: "Nihayet aklın başına gelmiş!" dedi. Ancak masanın etrafında kimlerin oturduğunu fark ettiği an yüzündeki kan çekildi ve dizlerinin bağı çözüldü...

İkinci tokat o kadar sert gelmişti ki evlilik yüzüğüm yanağımın içini kesti. Üçüncüsü ise ağzımdaki kanın tadını bile alamadan patladı. Hepsi de yanlış marka kahve aldığım içindi. Demir, mermer mutfağımızda tepeme dikilmiş, zafer kutlayan bir adam gibi soluyordu. Annesi Esma Hanım, mutfak adasında ipek sabahlığıyla oturmuş, zahmet edip kendisinin yapmadığı çayı sakince karıştırıyordu.

"Şuna bak," diye mırıldandı Esma Hanım. "Hâlâ yaralı küçük bir hayvan gibi bakıyor." Demir çenemi kavradı. "Seninle konuştuğumda bana cevap ver."

Gözlerinin içine baktım. Sakindim. Belki de fazla sakin. "Sadece kahveydi," dedim sessizce. Bakışları sertleşti. "Saygısızlıktı." Sonra dördüncü tokat geldi. Tokadın sesi evin içinde yankılandı. Dışarıda yağmur yüksek pencereleri döverken, avize tepemizde parıldıyor, sanki ışığının altında böyle bir çirkinlik yaşanamazmış gibi davranıyordu. Esma Hanım çay fincanına gülümsedi. "Bir eş erkenden terbiye edilmeli Demir. Baban bunu çok iyi bilirdi." Demir, nefesindeki viski kokusunu duyabileceğim kadar yakınıma sokuldu. "Yarın sabah kahvaltıyı hazır istiyorum. Gerçek bir kahvaltı. Somurtmak yok. Buz gibi bakışlar yok. Ve bu aileden daha üstünmüşsün gibi davranmayı bırak artık." Bu aileden üstün olmak. Neredeyse gülecektim. Üç yıl boyunca, Demir’in kurtardığı o sessiz ve yardıma muhtaç kadın olduğuma inanmalarına izin vermiştim. Yakınında ailesi olmayan, gürültücü arkadaşları bulunmayan, görünürde koruması olmayan o yumuşak başlı eş... Sade elbiselerimle, mütevazı ofisimle ve çalışma odasındaki kasaya belgeleri kilitleme alışkanlığımla alay etmişlerdi. O belgelerin ne olduğunu sormaya hiç zahmet etmemişlerdi. Bankanın neden Demir yerine hep beni aradığını hiç sorgulamamışlardı. Evin tapusunda neden onun isminin üzerinde benim kızlık soyadımın yazdığını hiç fark etmemişlerdi. O gece ağzımdaki kanı yıkadım ve aynadaki morarmış yansımama baktım. Sol elmacık kemiğimin altında morluk yayılıyordu. Ellerim ise sapasağlam ve titremesizdi. Yatak odasından Demir’in kahkahaları koridorda yankılanıyordu; telefonda konuşuyordu. "Evet, dersini aldı. Yarın sabaha yalvarmaya başlar." Lavabonun altındaki dolabı açtım ve altı ay önce, sonuncu olacağına yemin ettiği o ilk tokattan sonra oraya sakladığım küçük ses kayıt cihazını çıkardım. Kırmızı ışık sakince yanıp sönüyordu.





devamı sonraki sayfada...


Sonraki



  1. 1
  2. 2