“Bunu okuduktan sonra bana neden sekiz yıl beklediğimi soracaksın.”
Kâğıdı elimde tutarken birkaç saniye boyunca hiçbir şey söyleyemedim.
Sonra gözlerimi Nesrin Hanım’a çevirdim.
“Peki neden beklediniz?”
Sanki bu soruyu yıllardır bekliyormuş gibi derin bir nefes aldı.
“Çünkü sana yardım etmek istiyordum, Mine. Ama seni küçültmeden.”
Kaşlarımı çattım.
“Anlamıyorum.”
Önümde duran ilk belgeyi tekrar elime aldım.
Bu, yaşadığımız evle ilgili resmi bir tapu kaydıydı.
Adres bizim adresimizdi.
Ama malik kısmında benim adım yazmıyordu.
Nesrin Hanım’ın adı vardı.
Kalbim hızlandı.
“Bu ev… sizin mi?”
Başını salladı.
“Artık değil.”
İkinci belgeyi çevirdim.
Bu kez devre ilişkin resmi bir sözleşme vardı.
Alıcı kısmında benim adım yazıyordu.
Mine Karaca.
Yanında da kızım Ada’nın adı.
Bir an nefes alamadım.
“Bu gerçek olamaz.”
devamı sonraki sayfada...

