Serkan’ın sesi telefonda öfkeyle titriyordu.
“Sen bunu bana gerçekten yaptın mı?!” diye bağırdı.
Telefonu kulağımdan biraz uzaklaştırdım. Üçüzlerden biri yine ağlamaya başlamıştı. Diğer ikisi de onu takip etmek üzereydi.
“Sakin ol,” dedim. “Ne olmuş?”
“Ne mi olmuş? Bavulumu açtım! Bütün kıyafetlerimin yerine bebek bezleri, biberonlar, süt sağma poşetleri, pişik kremleri ve emzikler koymuşsun! Takım elbiselerim, şortlarım, mayolarım… Hiçbiri burada değil!”
İlk kez haftalar sonra içimden hafif bir gülümseme geçti.
“Demek bavulu açmışsın.”
“Bu komik mi sanıyorsun? Ben burada rezil oldum!”
“Hayır Serkan,” dedim sakince. “Rezil olan sen değilsin. Sen sadece birkaç saatliğine benim hayatımı yaşamaya başladın.”
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
“O kıyafetleri bana hemen kargolat.”
“Bebeklerle mi? Üçüzleri arabaya koyup iki saat yol giderek kargoya mı gideyim?”
Cevap veremedi.
Devam ettim.
“Üstelik sen dinlenmeye gitmiştin. Ben de düşündüm ki madem iki hafta boyunca bebekleri tamamen unutabileceğini sanıyorsun, yanında onların dünyasından birkaç hatıra olsun.”
Öfkeyle telefonu kapattı.
Ben ise kaldığım yerden üç bebeğimi beslemeye devam ettim.
devamı sonraki sayfada...

