İlk kez kendime Tolga’nın gözleriyle bakmamaya karar verdim.
Evet, kilo almıştım.
Evet, bedenim iki hamilelikten sonra değişmişti.
Ama bu, değerimin azaldığı anlamına gelmiyordu.
Ben iki kez kendi bedenimi başkalarının geleceği için kullanmıştım.
Bir annenin evini kurtarmış, ailemin maddi sıkıntılarını azaltmış ve bütün bunları eşimin sevgisine güvenerek yapmıştım.
Tolga ise benim fedakârlığımı sevgiyle karşılamak yerine onu bir fırsat olarak görmüştü.
Artık bunun için kendimi suçlamayacaktım.
Birkaç ay içinde hayatımı yeniden kurmaya başladım.
Küçük evimi değiştirdim. Kendime yeni kıyafetler aldım. Uzun zamandır ertelediğim bir kursa yazıldım. En önemlisi de yeniden arkadaşlarımla görüşmeye başladım.
Bir sabah telefonuma bir mesaj geldi.
Tolga’ydı.
“Konuşabilir miyiz?”
Mesajı uzun süre ekranda tuttum
Sonra cevap verdim.
“Ne hakkında?”
Birkaç dakika sonra şöyle yazdı:
“Her şeyi yanlış yaptım. Seni kaybettiğimi şimdi anlıyorum.”
Eskiden bu cümleyi duymak için neler vermezdim.
Ama artık hiçbir şey hissetmiyordum.
Ardından buluşmak istediğini söyledi.
Kabul ettim.
Bir kafede karşı karşıya oturduğumuzda Tolga eskisinden çok farklı görünüyordu. Yorgun, üzgün ve çaresizdi.
“Annemin evi hâlâ tehlikede,” dedi.
Sonra gözlerimin içine baktı.
“Bana yardım edebilir misin?”
İşte o anda her şey benim için netleşti.
Beni özlediği için gelmemişti.
Yaptıklarından gerçekten pişman olduğu için de gelmemişti.
Yine bir şeye ihtiyacı vardı.
Başımı salladım.
“Hayır, Tolga.”
Şaşkınlıkla yüzüme baktı.
“Bunca yıl senin yanında oldum. Ama artık senin sorunlarını çözmek benim görevim değil.”
“Ben seni gerçekten seviyordum,” dedi.
“Ben de seni seviyordum,” dedim. “Ama sevgi, bir insanın kendisini sürekli feda etmesi demek değil.”
Ayağa kalktım.
“Umarım hayatında bundan sonra doğru seçimleri yaparsın. Ama o seçimlerin bedelini artık ben ödemeyeceğim.”
Kafeden çıktığımda içimde beklediğim gibi bir zafer duygusu yoktu.
Sadece büyük bir huzur vardı.
Bir süre sonra Sibel’den yeni haberler aldım. Tolga’nın annesi sonunda evini satmak zorunda kalmıştı. Tolga ise borçlarını kendi başına ödemek için ikinci bir işte çalışmaya başlamıştı.
Genç iş arkadaşı da onunla ilişkisini tamamen bitirmişti.
Tolga’nın hayatı gerçekten altüst olmuştu.
Ama artık bunun beni ilgilendirmediğini biliyordum.
Çünkü benim hayatım da değişmişti.
Bir zamanlar kendimi yalnızca bir eş, bir anne ve başkalarının ihtiyaçlarını karşılayan biri olarak görüyordum.
Şimdi ise kendimi yeniden tanıyordum.
Bazen karma, insanların beklediği gibi büyük ve gösterişli bir şekilde gelmiyor.
Bazen karma, bir insanın kaybettiği kişiyi geri kazanamaması oluyor.
Bazen de yıllarca kullandığı birinin, sonunda ayağa kalkıp “Artık yeter,” demesi.
Tolga benim bedenimi, sevgimi ve fedakârlığımı kullanarak annesinin borçlarını kapatmıştı.
Sonra bütün bunların karşılığında beni değersiz hissettirmişti.
Ama sonunda bana istemeden en büyük hediyeyi verdi:
Kendi değerimi onun gözlerinden bağımsız görmeyi öğretti.
O günden sonra bir daha arkasına bakmadım.
Çünkü bazı insanların hayatımızdan çıkması bir kayıp değil, kendimizi yeniden bulmamız için açılan kapıdır.
Benim için de o kapı, Tolga’nın arkasından kapandı.
Ve ilk kez, geleceğe gerçekten özgür bir kadın olarak baktım.
Önceki

Önceki