Sibel’in söylediklerinden sonra bir süre hiçbir şey diyemedim.
“Ne oldu?” diye sordum.
Sibel derin bir nefes aldı.
“Tolga’nın birlikte olduğu o genç kadın var ya… Meğer onunla ilgili sandığından çok daha fazlası varmış.”
Kalbim hızlandı.
“Ne demek istiyorsun?”
“Önce sakin ol. Sana anlatacaklarımın hiçbirinde senin suçun yok.”
Sibel’in bu cümlesi içimi daha da huzursuz etti.
Sonra gerçeği anlattı.
Tolga, beni terk ettikten kısa süre sonra 27 yaşındaki iş arkadaşıyla aynı eve çıkmaya karar vermişti. Annesinin ipotek borcu tamamen kapanmış, elinde de bir miktar para kalmıştı. Kendini yeniden özgür ve genç hissediyordu. Bana yaptığı gibi, ona da geleceğiyle ilgili büyük vaatlerde bulunmuştu.
Ancak genç kadın, Tolga’nın geçmişini araştırmaya başlayınca bazı gerçekleri öğrenmişti.
İki kez taşıyıcı anne olduğumu, bütün paranın annesinin borçlarına gittiğini ve Tolga’nın ikinci hamileliğimden hemen sonra beni terk ettiğini duymuştu.
Sibel, “Onu asıl şaşırtan şey bu değildi,” dedi.
“Peki neydi?”
“Annesinin evinin tapusu.”
Meğer kayınvalidem, yıllar önce evini satın alırken bazı borçlarını gizlemişti. İpotek tamamen ödendiğinde herkes evin artık tamamen güvence altında olduğunu sanmıştı. Fakat başka bir finans kuruluşuna olan eski borç nedeniyle ev hakkında yeni bir hukuki takip başlatılmıştı.
Tolga bunu öğrenince deliye dönmüş.
“Annemin evi elimizden mi gidecek?” diye bağırmış.
Sibel, iş yerinde herkesin onun telefon konuşmalarına şahit olduğunu söyledi.
Üstelik sorun bununla da kalmamıştı.
Tolga’nın annesi, oğlunun benim taşıyıcı annelikten kazandığım parayla borçlarını kapattığını biliyordu. Fakat evin bazı borçlarını ödemek için paranın tamamının yetmeyeceğini anlayınca Tolga’dan yeniden para istemeye başlamıştı.
Tolga ise ilk kez hayatında annesine yardım edecek durumda değildi.
Çünkü benimle yaşadığı evlilik boyunca yaptığı harcamalar, ayrılık masrafları ve yeni hayatının giderleri nedeniyle elindeki para hızla tükenmişti.
Genç iş arkadaşı da bütün bunları gördükçe Tolga’dan uzaklaşmaya başlamıştı.
Bir gün ona açıkça, “Sen karını sevmediğin için değil, ona ihtiyacın kalmadığını düşündüğün için terk etmişsin,” demiş.
Tolga bu sözlere çok öfkelenmiş.
Ama genç kadın onunla aynı eve taşınmaktan vazgeçmiş.
Sibel’in anlattıklarını dinlerken içimde garip bir duygu oluştu.
Bir yanım onun başına gelenlere üzülüyordu.
Diğer yanım ise yıllarca benim sırtımdan taşınan adamın, şimdi kendi ayakları üzerinde durmak zorunda kalmasını izliyordu.
Fakat benim için asıl değişim bundan sonra başladı.
O gün telefonu kapattıktan sonra uzun süre aynanın karşısında durdum.
devamı sonraki sayfada...

