Kızım, sınıfındaki bir çocuk için ayakkabı almak amacıyla gizlice aylarca para biriktirmişti. Ertesi gün okuldan aradılar ve Zeynep’in ciddi görünen bir meseleye karıştığını söylediler. Koşarak okula gittim; ancak müdürün odasının kapısını açıp orada beni kimin beklediğini görünce tüm vücudum buz kesti.
Telefon, iş yerindeki öğle aramda gelmişti.
"Tünaydın," dedi müdür gergin bir sesle. "Mümkün olan en kısa sürede okula gelmeniz gerekiyor."
"Zeynep iyi mi?"
Kısa bir sessizlik oldu.
"Yaralanmadı," dedi. "Fakat bir olay yaşandı ve kendisinin de bu işle bir ilgisi var."
O sırada çantamı çoktan kapmıştım. Anahtarlarım elimdeydi. "Hemen çıkıyorum."
"Mümkün olan en kısa sürede burada olmalısınız."
Okula varmak için trafikte acele ederken, neler olmuş olabileceğini çözmeye çalışıyordum. Zihnim sürekli bir önceki sabah yaşananlara ve Zeynep'in arkadaşı Kerem için yaptıklarına dönüp duruyordu.
Zeynep'in odasına girmiş ve kumbarasını yerde paramparça halde bulmuştum.
"Zeynep, ne oldu burada?" diye sormuştum.
Bana suçlulukla bakmış ve "Paraya ihtiyacım vardı," demişti.
Kumbarayı yerde paramparça halde bulmuştum.
"Ne için?"
"Anne, Kerem'in ayakkabısındaki delikleri bantla kapattığını gördüm."
Bunu duyunca kalbim sızlamıştı. Kerem sınıflarına yeni gelen çocuktu. Zeynep ile arkadaş olmuşlardı ama ailesinin bu kadar zor durumda olduğundan haberim yoktu.
"Ben de biriktirmeye başladım," demişti. "Doğum günü harçlıklarımı, ev işlerinden kazandıklarımı, senin verdiğin kantin paralarını, her şeyi... Birkaç ay sürdü ama ona yeni bir spor ayakkabı aldım."
devamı sonraki sayfada...

