Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Kızım, üçüz torunlarım doğar doğmaz terk etti
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Üç torunum da aynı anda ayağa kalkınca odanın içindeki sessizlik daha da ağırlaştı. Elif'in yüzündeki rahat ifade ilk kez değişmişti. Rüya, elindeki bardağı masaya bıraktı ve derin bir nefes aldı. "Anne," dedi sakin ama kararlı bir sesle, "bugün buraya seni affetmek için gelmedik." Elif şaşkınlıkla kaşlarını çattı. "Beni yanlış anlıyorsunuz. Geçmişte hatalar yaptım ama şimdi her şeyi telafi etmek istiyorum." Merve başını iki yana salladı. "Hayır. Sen geçmişi telafi etmek istemiyorsun. İnsanlara anlatacak güzel bir hikâye istiyorsun." Ben sessizce onları izliyordum. Yirmi yıl boyunca bu konuşmanın nasıl olacağını yüzlerce kez hayal etmiştim. İçimde, torunlarımın annelerine sarılmasını isteyen küçük bir umut hep vardı. Ama onların gözlerindeki kararlılık bana bambaşka bir şey anlatıyordu. Zeynep çantasından eski, yıpranmış bir dosya çıkardı. "Bunu tanıyor musun?" diye sordu. Elif dosyayı görünce yüzü soldu. "Bu... nereden buldunuz?" "Dedem hiçbir şeyi atmaz." Dosyanın içinde doğum belgeleri, hastane kayıtları, yıllar önce çocuk esirgeme kurumunun hazırladığı evraklar ve Elif'in kendi el yazısıyla imzaladığı feragat dilekçesi vardı. Rüya yavaşça konuştu. "Biz yıllarca seni aramadık. Çünkü bizi istemediğini biliyorduk. Sonra sen bizi aramaya başladın." Elif gözlerini kaçırdı. "Sizi özledim." "

"Hayır," dedi Merve. "Özlediğin biz değildik. Kurduğun hayat sarsılmaya başlayınca bizi hatırladın." Bu sözler masaya taş gibi düştü. Elif'in gözleri dolmuştu ama konuşamıyordu. Zeynep devam etti. "Geçen ay senin eski bir arkadaşın bize ulaştı. Bize her şeyi anlattı." Ben şaşkınlıkla torunuma baktım. "Neyi anlattı kızım?" "Annem yıllardır yurt dışında yaşıyormuş. Zengin biriyle evlenmiş. O adam çocuk sahibi olamıyormuş. Yıllarca bizi hiç merak etmemiş." Elif başını eğdi. "Ama iki yıl önce eşi vefat etmiş." Rüya sözünü tamamladı. "Ve mirasın büyük bölümünü kaybetmiş." Sessizlik yine çöktü. "Doğru mu?" diye sordum. Elif gözlerinden akan yaşları silemedi. "Evet..." "Sonra?" "Sonra insanlar bana çocuklarımı sormaya başladı." Merve acı acı gülümsedi. "İşte gerçek bu." Elif ellerini birleştirdi. "Lütfen... İnsan hata yapabilir." Ben ilk kez konuşmaya başladım. "İnsan hata yapabilir Elif. Ama bazı hatalar yirmi yıl sürmez." O başını kaldırıp bana baktı.

Baba... beni affedemez misin?" Bu soru yüreğimi sızlattı. Karşımda hâlâ kızım duruyordu. Onu küçücükken bisiklete bindirmeyi öğreten bendim. İlk kez okula götüren bendim. Annesini kaybettiğinde gecelerce ağlarken yanında oturan bendim. Ama aynı kız, üç masum bebeği bir kez bile arkasına bakmadan bırakıp gitmişti. "Affetmek başka," dedim. "Güvenmek başka." Torunlarım sessizce beni dinliyordu. Rüya ayağa kalktı. "Anne, biz seni bu akşam sadece gerçeği yüzüne söylemek için çağırmadık." Çantasından bir zarf çıkardı. "Bu ne?" diye sordu Elif. "Aç." Elif titreyen elleriyle zarfı açtı. İçinden üç ayrı banka dekontu çıktı. Her birinde büyük miktarda para vardı. Elif şaşkınlıkla baktı. "Bu da ne?" Merve gülümsedi. "Biz artık başarılı insanlarız." Rüya doktor olmuştu. Merve kendi mimarlık şirketini kurmuştu. Zeynep ise başarılı bir yazılım mühendisi olmuştu. Üçü birlikte yıllar içinde önemli bir yatırım yapmış, büyük bir gelir elde etmişti. "Bu para..." dedi Elif. "Senin bize gönderdiğin bütün hediyelerin karşılığı."

 Elif anlamadı. "Ne demek istiyorsunuz?" Zeynep cevap verdi. "Bize aldığın her şeyi sattık." "Hiçbirini kullanmadık." "Çünkü sevgi satın alınamaz." Elif'in elleri titremeye başladı. "Geri mi veriyorsunuz?" "Evet." "Biz senden para istemedik." "Anne istedik." "Biz sadece bir anne istedik." Elif artık hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Benim bile gözlerim dolmuştu. Rüya yavaşça masanın etrafından dolaştı. Annesinin karşısında durdu. "Bugün seni affediyoruz." Elif umutla başını kaldırdı. "Gerçekten mi?" "Evet." "Ama hayatımıza geri dönmene hazır değiliz." Bu cümle, odadaki herkesin yüreğine oturdu. Merve ekledi: "Affetmek, yaşanmamış gibi davranmak değildir." Zeynep ise annesinin önüne küçük bir fotoğraf bıraktı. Fotoğrafta üç yaşındaki halleriyle dedelerinin kucağında gülümsüyorlardı. "Dikkat et," dedi.

"Bu fotoğrafta eksik olan kişi sensin." Elif fotoğrafı göğsüne bastırdı. Ayağa kalktı. Kapıya doğru yürüdü. Tam çıkarken bana döndü. "Baba..." "Evet." "Beni gerçekten iyi bir insan olarak yetiştiremedin diye kendini hiç suçladın mı?"

İçim burkuldu. "Yıllarca." "Peki şimdi?" Torunlarıma baktım. Üçü de dimdik ayakta duruyordu. Hayata tutunmuş, birbirine bağlı, merhametli ve güçlü kadınlar olmuşlardı. Sonra tekrar Elif'e döndüm. "Hayır." "Neden?" "Çünkü seni kaybettim." "Ama onların sayesinde kendimi yeniden buldum." Elif sessizce kapıyı kapatıp gitti. O geceden sonra onu bir daha uzun süre görmedik. Ama biz dört kişi, soframızı toplamadan önce birbirimize sarıldık. Yıllarca eksik kalan şeyin aslında anne sevgisi olmadığını o gün anladım. Bir aileyi ayakta tutan şey aynı kandan gelmek değil, zor zamanlarda birbirini bırakmamaktı. Ben torunlarıma sadece bir yuva vermeye çalışmıştım. Onlar ise bana, bir insanın geride bırakabileceği en büyük mirasın para değil, sevgiyle yetiştirdiği insanlar olduğunu gösterdiler.


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3