“Ve ekranda görünen isim, hayatımda görmeyi bekleyeceğim son kişiye aitti...”
Telefonun ekranına baktığım anda boğazım düğümlendi.
“Seda.”
Kendi kız kardeşimin adıydı.
Bir süre hiçbir şey söyleyemedim.
Onur ise sanki ne gördüğümü anlamamışım gibi telefonu hızla eline aldı.
“Yanlış anlıyorsun.”
Bu cümleyi duyduğum anda içimdeki bütün şüpheler korkunç bir biçimde yerine oturdu.
“Yanlış anlayacak ne var?” dedim. “Az önce telefonda ‘güzelim’ dediğin kişi benim kız kardeşim mi?”
Onur’un yüzü bembeyaz oldu.
“Sesini alçalt. Bebek uyuyor.”
İnanamıyordum.
“Şu anda gerçekten bebeğin uyanmasını mı düşünüyorsun?”
Telefonu elinden almaya çalıştım ama geri çekildi.
“Ver şunu bana.”
“Hayır.”
“Onur, telefonu ver!”
Sesim yükselince üst kattan kızımızın ağlama sesi geldi.
İkimiz de birkaç saniye hareketsiz kaldık.
Sonra Onur, sanki bu tartışmanın kazananı olmuş gibi başını salladı.
“Git kızımızla ilgilen. Sonra konuşuruz.”
İşte o cümle bende bir şeyleri kopardı.
Üç haftadır geceleri neredeyse hiç uyumamıştım. Bebeğimizi emziriyor, altını değiştiriyor, ağladığında saatlerce kucağımda gezdiriyordum.
Onur ise çoğu gece “yarın işe gideceğim” diyerek diğer odada uyuyordu.
Şimdi de bana kendi çocuğumuzla ilgilenmemi söyleyerek açıklamadan kaçmaya çalışıyordu.
“Hayır,” dedim. “Bu kez sen yukarı çık.”
Şaşırdı.
“Ne?”
“Kızının yanına git. Ben Seda’yı arayacağım.”
Telefonumu çıkardığım anda elimi tuttu.
devamı sonraki sayfada...

