Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye’nin doğurganlık hızındaki gerilemeye değinen Erdoğan, mevcut tablonun olumlu olmadığını ifade etti.
Doğurganlık hızının 1,48 seviyesine düşmesine dikkat çeken Erdoğan, geçmişte bu oranın 3’lü seviyelerde olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı, gelinen noktayı “iyi bir konumda değiliz” sözleriyle değerlendirdi.
“Seferberlik” çağrısı
Erdoğan, doğurganlık oranındaki düşüşün tersine çevrilmesi amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a çalışmaların kapsamının genişletilmesi yönünde talimat verdi.
Konuyla ilgili üniversitelerle daha yoğun iş birliği yapılması gerektiğini belirten Erdoğan, toplum genelinde farkındalık oluşturulması amacıyla kapsamlı çalışmalar yürütülmesi çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı, önümüzdeki dönemde yalnızca ekonomik desteklerin değil, aile kurumunu güçlendirmeye yönelik sosyal ve kültürel politikaların da uygulanacağını belirtti. Bu kapsamda “Aile ve Nüfus 10 Yılı” adı altında yeni çalışmaların hayata geçirilmesinin planlandığını açıkladı.
Ailelere yönelik yeni düzenlemeler
Aile yapısının desteklenmesine yönelik adımlardan birinin de çalışma hayatında yapılan düzenlemeler olduğunu belirten Erdoğan, kadın ve erkek memurlara doğum veya evlat edinme sonrasında yarı zamanlı çalışma imkânı sağlandığını söyledi.
Söz konusu uygulamanın çalışanların aile yaşamıyla iş hayatını daha kolay şekilde dengelemesine katkı sağlamasının hedeflendiği ifade edildi.
“Nüfus en büyük gücümüz”
Erdoğan, daha önceki açıklamalarında da Türkiye’nin doğurganlık hızının nüfusun kendisini yenileme seviyesi olarak kabul edilen 2,1’in altına inmesine dikkat çekmişti.
Cumhurbaşkanı, düşük doğurganlık oranını Türkiye açısından uzun vadeli ve ciddi bir risk olarak değerlendirirken, daha önce yaptığı “en az 3 çocuk” çağrısını da yineledi.
Nüfusun Türkiye’nin en önemli güçlerinden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, doğurganlık oranındaki düşüşe karşı toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini belirtti.
Türkiye’de doğurganlık hızının uzun vadede daha da gerilemesinin; nüfus yapısı, çalışma hayatı ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Önceki

Önceki