Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Isıran Teyze
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Eşimin patronunun görkemli doğum günü partisine giderken, havadan sudan sıkıcı sohbetler ve pahalı şaraplar dışında bir şey beklemiyordum. Kızımın ağzından çıkacak masum bir cümlenin tüm geceyi buz kestireceğini ise hiç tahmin etmemiştim.

Rıfat’ın konağına giden yol her zamankinden daha uzun geldi. Deniz, yan koltukta ellerini kucağında birleştirmiş oturuyor, sadece on dakikalık yolumuz kalmış olmasına rağmen birkaç saniyede bir telefonunu kontrol ediyordu.

"Lütfen bu akşam Melis’i yanından ayırma," dedi o hafta üçüncü kez.

"Gözüm üzerinde olacak," diye yanıtladım, gözlerimi yoldan ayırmadan.

"Bu gecenin iyi geçmesine ihtiyacım var, Ceyda. Gerçekten çok iyi geçmeli."

Ona doğru baktım. Çenesi kasılmıştı. Sürekli çekiştirip durduğu gömlek yakası onu rahatsız ediyor gibiydi.

Deniz buna hep destek olmak diyordu ama son zamanlarda bu durum daha çok bir tiyatro yönetmenliğine benzemeye başlamıştı.

Bu ses tonunu iyi bilirdim. Şirket yemeklerinden, yardım gecelerinden ve benden sadece gülümsememin, az konuşmamın ve hayatımızı kusursuz göstermemin beklendiği o gösterişli etkinliklerden önce hep bu tonu kullanırdı.

Burada dur. Şurada gül. Faturalardan bahsetme. Ne kadar yorgun olduğunu belli etme. Eskiden kendi kendime evliliğin dönemleri olduğunu ve bunun da zor bir dönem olduğunu söylerdim. İşler bir kez yoluna girdiğinde yeniden yumuşayacağını düşünürdüm. Aksine, köşeleri daha da keskinleşmişti; sanki stres, içindeki tüm sıcaklığı zımparalayıp götürmüştü.

Son zamanlarda bazı şeylerin farkındaydım. Yatak odamızda Deniz’in yedek olduğunu söylediği ikinci bir telefon şarj cihazı... Geçen ay eve erken geldiğimde masa çekmecesini apar topar kilitlemesi... Garajda gelen aramaları açarken sesindeki o fazladan stres... Ama bu gözlemleri hep göz ardı etmiştim. Sekiz yıldır evliydik. Bir kızımız vardı. Ev kredimiz vardı. İnsanlar iş yüzünden stres olabilirdi.

Sokağa döndüğümüzde konak görüş alanımıza girdi.

Sadece bakıp kalmak için arabayı bir anlığına durdurmak zorunda kaldım.

Ön tarafta, tıpkı filmlerdeki gibi yükselen devasa beyaz sütunlar vardı. Kusursuz üniformalı valeler kapının önünde durmuş, daha şimdiden araba kapılarına uzanıyorlardı. Arka bahçe, muhtemelen bizim araba taksitimizden daha pahalıya patlamış asma ışıklarla parıldıyordu. Akşam gökyüzüne doğru açılan bir sonsuzluk havuzunun başında bir yaylı çalgılar dörtlüsü çalıyordu.

Deniz derin bir nefes aldı.

"Bu akşam çok güzel görünüyorsun," diyerek elimi sıktı.

Üzerimde üç ay önce indirimden aldığım lacivert, sade bir elbise vardı. O konağın önünde dururken, kendimi bir anda kartondan bir elbise giymiş gibi hissettim.

Yanağımı hızlıca öptü, sanki yapılacaklar listesinden bir maddeyi eliyormuş gibiydi.

Yine de "Teşekkür ederim," dedim.

Daha ben Melis’in kemerini çözmeye fırsat bulamadan kapısını açtı ve Rıfat’a doğru yürüdü.

Midemdeki o huzursuzluğun, sadece ortama göre rüküş kalma korkusundan kaynaklandığını kendime telkin ettim. Dört yaşındaki kızımızın her şeyi darmadağın edecek bir şey söylemek üzere olduğundan tamamen habersizdim.

Pahalı takım elbiseli adamlar ellerinde içecekleriyle etrafta dikiliyordu. Şık elbiseli kadınlar havuz başında birbirleriyle havadan öpüşerek selamlaşıyordu. Deniz, Rıfat’ın şakalarına normalde olduğundan çok daha fazla gülüyordu.

İçerideki her şey para ve limonlu cila kokuyordu. Garsonlar bile yanımda kendimi hantal hissetmeme sebep olacak sessiz bir özgüvenle hareket ediyorlardı.






devamı sonraki sayfada...  


Sonraki



  1. 1
  2. 2