Boşanma belgelerini tam olarak saat 10.17’de, gri ve yağmurun esir aldığı bir salı sabahı, kocamın avukatına ait siyah bir tükenmez kalemle imzaladım.
Elim tamamen hareketsiz ve sapasağlam kaldı. Bu durum odadaki herkesin, özellikle de gözlerini dikmiş benden hıçkırıklara boğularak ağlamamı bekler gibi bakan kocam Kaan’ın huzurunu kaçırmış görünüyordu. Belki de bunu canıgönülden istiyordu. Beni daha genç bir kadın için terk etmesinin beni tamamen yok ettiğine dair bir kanıta ihtiyacı vardı belki de.
Kalemi geri uzatıp sandalyemden ayağa kalktım.
“Yani bu kadar mı?” diye sordum.
Avukatı başıyla onayladı. “Hâkim her şeyi onayladıktan sonra anlaşma resmiyet kazanacak. Leyla Hanım, Çamlıca’daki mülkü, emeklilik birikimlerini ve Yıldız Organizasyon şirketini üzerine alacak. Kaan Bey ise şahsi aracını, yatırım portföyünü ve merkezdeki rezidans dairesini tutacak.”
Şirketin adı geçtiği anda Kaan’ın yüz hatları gerildi.
İnsanlar Yıldız Organizasyon’dan her zaman “bizim işimiz” diye bahsederdi ama yasal olarak o bana aitti. Bu işi, Kaan’ın bir organizasyon teklifi ile vergi indirimi arasındaki farkı bile bilmediği yıllardan önce, Ankara’daki evimizin garajında sıfırdan kurmuştum. O müşterileri büyüleyip dururken; ben yemek pişirme, sözleşmeler, maaş bordroları, personel alımı, müzakereler, tedarikçiler ve onun her pahalı fikrinin yol açtığı her türlü felaketle tek başıma ilgilenirdim.
Annesi Nedret Hanım bunu hiçbir zaman kabul etmedi.
Onun zihninde Kaan vizyonerdi; bense sadece sandviç tepsileri hazırlayan kadındım.
O akşam, ben gelinliğimi dolaptan çıkarıp dikkatlice bir bağış kutusuna katlayarak yerleştirirken, telefonuma ortak bir arkadaşımızdan bir fotoğraf bildirimi düştü.
Nedret Hanım görkemli bir ziyafet organize etmişti.
Küçük bir aile yemeği falan değil. Bayağı tam teşekküllü bir ziyafet.
devamı sonraki sayfada...

