Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. İkizlerimin mezarına
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


İkizlerimin mezarına çiçek bırakıyordum. Bahar yeni başlamıştı ama mezarlığın havası hâlâ soğuktu. Toprak nemliydi, rüzgâr mezar taşlarının arasından ağır ağır geçiyordu. Tam o sırada annesiyle yanımızdan geçen küçük bir çocuk mezar taşını işaret edip, “Anne… bu kızlar benim sınıfımda,” dedi. Kalbim bir anda hızla atmaya başladı. Benim ikizlerim, Zeynep ve Elif, iki yıl önce ölmüştü. Beş yaşındaydılar. Bu yüzden bir çocuğun onları “sınıf arkadaşım” diye işaret etmesi mümkün değildi. Ama yine de o sözler içimde garip bir ürperti uyandırdı. Eşim Serkan’la yıllarca çocuk sahibi olmayı beklemiştik. Hastaneler, testler, umutlar ve hayal kırıklıkları… Sonunda ikizler doğduğunda hayatımızın en büyük mucizesi gerçekleşmişti. Zeynep sessiz ve düşünceliydi, Elif ise kahkahasıyla evi dolduran küçük bir fırtına gibiydi. Evimiz onların sesiyle, oyuncaklarıyla ve bitmeyen sorularıyla doluydu. Sonra bir akşam her şey bitti. O gün onları bir bakıcıya bırakmıştım. Serkan geç gelecekti, benim de kısa bir işim vardı. Döndüğümde ambulanslar evimizin önündeydi. O geceden sonra hayatımın nasıl parçalandığını hâlâ tam anlatamam. Doktorlar bunun talihsiz bir kaza olduğunu söyledi ama Serkan bunu asla kabul etmedi. “Onları yalnız bırakmasaydın yaşıyor olacaklardı,” dedi bana defalarca. Bu sözleri o kadar çok duydum ki sonunda kendi zihnim bile bana karşı dönmeye başladı. Oysa bakıcıyı eve ilk öneren kişi Serkan’dı. Ama yas, mantığı dinlemez. Bir yıl içinde evliliğimiz çöktü. Boşandık ve birbirimizle konuşmayı bıraktık. Şimdi, iki yıl sonra ilk kez mezarlığa tek başıma gelmiştim. Çiçekleri mezar taşlarının önüne bıraktım. Üzerlerinde gülümseyen fotoğrafları vardı. O gülüşler zamana meydan okur gibi aynı kalmıştı. Tam o sırada o küçük çocuk konuşmuştu. “Anne… bu kızlar benim sınıfımda.” Annesi hemen utanarak başını salladı. “Özür dilerim,” dedi bana. “Muhtemelen karıştırdı.” Ama içimde bir şey buna izin vermiyordu. “Lütfen,” dedim çocuğa yaklaşarak. “Ne demek istedin?” Çocuk mezar taşına baktı. Parmaklarıyla Zeynep’in fotoğrafını gösterdi. Sonra Elif’inkini. “Onlar,” dedi gayet emin bir sesle. “Okulda bizimle oynuyorlar.” Bir an nefesim kesildi. “Nasıl yani?” diye fısıldadım. Çocuk sanki çok normal bir şey anlatıyormuş gibi omuz silkti. “Bahçede oynuyoruz. İkisi de ikiz. Biri saçlarını hep arkadan bağlıyor, diğeri koşmayı çok seviyor.” Boğazım düğümlendi. Zeynep gerçekten saçlarını hep arkadan bağlardı. Elif ise sürekli koşardı. Annesi çocuğun kolunu çekiştirdi. “Hadi artık, saçmalama.” Ama çocuk gitmeden önce bana son kez baktı. “Dün de geldiler,” dedi. “Ama bazen öğretmen onları göremiyor.” O gece eve döndüğümde uyuyamadım. Çocuğun sözleri kafamın içinde dönüp duruyordu. Mantığım bunun sadece bir çocuk hayal gücü olduğunu söylüyordu ama kalbim başka bir şey hissediyordu...

devamı sonraki sayfada...


Sonraki



  1. 1
  2. 2