Anahtarın üzerindeki adresi tekrar tekrar okudum.
Bana hiçbir şey ifade etmiyordu.
Duru hâlâ elimi tutuyordu. Yüzündeki merak yerini yavaş yavaş korkuya bırakmıştı.
"Anne, orası neresi?"
"Ben de bilmiyorum," dedim.
Ama içimde bir şey, bu adresi bulmam gerektiğini söylüyordu.
O gün eve döndüğümüzde Duru'yu anneme bıraktım. Notu ve anahtarı çantama koyup adrese gitmek için yola çıktım.
Adres, şehrin dışındaki eski bir mahalledeydi.
Sokağa girdiğimde arabayı yavaşlattım.
Karşımda yıllardır kullanılmamış gibi görünen küçük, eski bir ev vardı.
Kapının üzerindeki numarayı görünce nefesim kesildi.
Anahtarı çıkardım.
Kapıyı açtığımda içeride ağır bir toz kokusu vardı.
Ev tamamen boş değildi.
Bir odada eski bir masa, iki sandalye ve duvara yaslanmış birkaç karton kutu bulunuyordu.
Masaya yaklaştığımda üzerindeki fotoğrafı gördüm.
Fotoğrafı elime aldığım anda dizlerimin bağı çözüldü.
Murat vardı.
Ama fotoğrafın yanında başka biri de duruyordu.
Babası.
Murat bana babasının yıllar önce öldüğünü söylemişti.
Fakat fotoğrafın arkasındaki tarih, babasının ölümünden yalnızca birkaç ay önceye aitti.
Kutuları açmaya başladım.
İçlerinden mektuplar, banka belgeleri ve eski fotoğraflar çıktı.
Sonra küçük bir defter buldum.
İlk sayfasında Murat'ın el yazısıyla tek bir cümle vardı:
"Bir gün Duru büyüdüğünde bunları ona anlat."
Defteri açtıkça gerçeği öğrenmeye başladım.
Murat'ın babası ölmeden önce ciddi miktarda borca girmişti. Ancak borçların bir kısmı yasal değildi. Yıllar önce yaptığı bazı hatalar nedeniyle ailesini tehdit eden insanlar vardı.
Murat, babasının ölümünden sonra bu meseleleri kapatmaya çalışmıştı.
Benden saklamasının sebebi ise beni ve Duru'yu korumaktı.
Fakat sayfaların arasında beni asıl sarsan bir belge vardı.
Murat'ın ölümünden yaklaşık üç hafta önce düzenlenmişti.
Bir hayat sigortası poliçesi.
devamı sonraki sayfada...

