Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Hemşirenin İntikamı: Koca ve Görümce
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Hastanedeki gece nöbetim sırasında iki acil vaka hızla içeri getirildi ve yaşadığım şokla gördüm ki gelenler kocam ve görümcemdi. Sessiz, buz gibi bir gülümseme kondurdum dudaklarıma… Ve kimsenin tahmin edemeyeceği bir şey yaptım.

Ambulansın kapıları tam olarak gece saat 02.13’te hızla açıldı. İlk fark ettiğim şey, kocamın kanının başka bir kadının paltosunu lekelediği oldu. İkincisi ise kadının yüzüydü; görümcem Banu.

Birkaç saniye boyunca etrafımdaki her şey donmuş gibi hissettim.

Ardından içgüdülerim devreye girdi. "İki numaralı travma odasına," diye emir verdim, sesim keskin ve kontrollüydü. "Yaşamsal bulgular. Oksijen. Doktor Ahmet Bey'i çağırın." Murat sedyede yarı baygın yatıyordu; pahalı saati çatlamış, gömleği omzundaki derin bir yaradan sızan kanla sırılsıklam olmuştu. Banu ise abartılı bir şekilde ağlayarak bir paramediğe tutunmuştu, rimelleri yanaklarından aşağı akıyordu.

"Lütfen," diye hıçkırdı. "O benim abim. Kurtarın onu." Abim.

İnsanların içinde ona böyle hitap ediyordu. Altı ay önce gerçeği çoktan ortaya çıkarmıştım; otel faturaları, gece yarısı çıkan "aile acil durumları", gizli mesajlar... Murat, ben fark edemeyecek kadar körmüşüm gibi yemek masasında elimi sıkarken, Banu’nun masanın diğer ucundan bana bıyık altından nasıl güldüğünü görmüştüm. Onunla yüzleştiğimde sadece gülmüştü. "Abartma Leyla," demişti. "Ben olmasam hiçbir şeyin olmazdı." Yine aynı yalan. Asla bilmediği şey, evin bana ait olduğuydu. Yatırımlar benimdi. Hatta açtığı özel klinik için sigortalatmamı yalvar yakar istediği o tıbbi uygulama hatası sigortası bile benim kontrolüm altındaydı. Ve o gizlice para aktarmaya başladığında, ben çoktan ondan daha hızlı hareket edip adımlarımı atmıştım. Şimdi ise hastanenin çiğ ışıkları altında yüzü solgun, titreyerek, çaresizce yatıyordu. Banu’nun gözleri nihayet benimkilerle buluştu. "Leyla…" diye fısıldadı. Murat kafasını çevirdi, yüzünü bir korku kapladı. Eldivenlerimi takarak öne doğru bir adım attım. "İyi akşamlar," dedim sakince. "Zor bir gece galiba?" Banu bileğimi yakaladı. "Onun tedavisine sen katılamazsın." Yavaşça bırakana kadar eline dik dik baktım. "Ben onun doktoru değilim," dedim düz bir sesle. "Ben sorumlu hemşireyim. Her şeyin kurallara uygun şekilde belgelenmesini ben sağlarım." Yüzünün rengi uçtu. Murat konuşmaya çalıştı. "Leyla... Dinle..." Daha da yaklaşıp nabzını kontrol ettim. "Hayır," dedim yumuşak bir sesle. "Bu gece, sen dinleyeceksin." Doktor Ahmet Bey hızla içeri girdi ve odada hummalı bir çalışma başladı. "Sol omuzda delici travma var," diye bilgi verdim. "Tansiyon düşüyor. Hastanın bilinci açık ama bilinci bulanık. Alkol şüphesi var." "Alkollü değildim," diye mırıldandı Murat zayıf bir sesle.

"Bunu rapora yazmayın," diye çıkıştı Banu. Bunu odadaki her hemşire duydu. "Burada konuşulan her şey belgelenir," diye karşılık verdim. Birkaç dakika sonra bir polis memuru geldi. Murat, lüks bir otelin önündeki bariyerlere arabasıyla çarpmıştı. Banu da yanındaydı; üstelik hemen tanıdığım pırlanta bir kolyeyi takıyordu. Benim evlilik yıldönümü kolyemi. Çalındığını iddia ettiği kolyeyi. İfade vermesi istendiğinde, Banu hemen kendini topladı. "Bir kazaydı. Bir aile yemeğinden sonra beni eve bırakıyordu." "Gecenin ikisinde mi?" diye sordum. Bakışları daha da keskinleşti. Murat yatakta doğrulmaya çalıştı. "Leyla, baş başa konuşabiliriz." "Konuşabilirdik," diye yanıt verdim. "Ama dürüstlük hiçbir zaman senin güçlü yönün olmadı." Yüzünden bir korku dalgası geçti. Güzel.

Çünkü üç saat önce avukatım bana eksiksiz bir rapor göndermişti. Sadece arkamdan iş çevirmekle kalmamışlar, aynı zamanda annemin tıbbi bakımı için yönettiğim bakım fonundan da para çalmışlardı. Fark etmeyeceğimi sanmışlardı. Yorgunluğun beni dikkatsizleştirdiğini düşünmüşlerdi. Aşkın gözümü kör ettiğini zannetmişlerdi. Banu yaklaştı. "Bundan keyif alıyorsun." "Ben işimi yapıyorum." "İnsanlara hizmet etmekte her zaman iyiydin zaten." "Sen de sana ait olmayanı almakta her zaman çok iyiydin," dedim. Gözleri kolyeye kaydı. İşte oradaydı; özgüvenindeki o çatlak. Tam o sırada hastanenin kapıları açıldı. Avukatım, paltosunun altında hâlâ gece kıyafetleriyle, elinde bir dosya tutarak içeri girdi. Arkasında ise mali suçlar masasından bir dedektif vardı. Banu donakaldı. Eldivenlerimi çıkarıp bir kenara fırlattım. "Hayır," dedim sakince. "Salak yerine konma sıramı savdım." Murat daha sonra uyandığında, hastane yatağına gevşekçe takılmış kelepçeleri gördü; canını yakacak kadar sıkı ya da zalimce değildi ama görmezden gelmek de imkansızdı. Banu ise koridorda telefonda birilerine bağırıyordu, ta ki dedektif telefona delil olarak el koyana kadar. "Bunu yapamazsınız!" diye bağırdı bana doğru. "Sen hiç kimsesin!" Avukatım dosyayı açtı. "Leyla Hanım, Aksoy ailesi tıbbi bakım fonunun tek yetkilisidir," diye belirtti. "Ayrıca Murat Bey'in sahte yetki belgesiyle ipotek ettirmeye çalıştığı mülkün büyük hissedarıdır." Murat sesindeki titremeyle bana baktı. "Leyla... Çaresizdim." "Onun için mi?" diye sordum. Banu hemen parmağıyla onu işaret etti: "Beni suçlama! Paranın kendisine ait olduğunu söylemişti!" Neredeyse gülecektim. Avukatım Canan bir flash bellek uzattı. "Banka kayıtları, sahte imzalar, otel faturaları, klinik hesapları, bu durumu gizleme üzerine yapılan konuşmaların mesajları ve Murat Bey'in, fonun kontrolünü ele geçirmek için Leyla Hanım'ı akıl sağlığı yerinde değilmiş gibi gösterme planları yaptığı bir ses kaydı." Odaya bir sessizlik çöktü. Murat bile bir anlığına nefes almayı kesti. Ona baktım. "Beni dengesiz göstermek istedin demek." "Sadece laftı," diye fısıldadı. "Benim imzam üzerinde çalışmışsın." "Açıklayabilirim." "Annemin parasını çaldın." Bu söz onu tamamen yıktı. Aylardır içimde taşıdığım öfke patlamadı; aksine buz gibi, kararlı ve sarsılmaz bir hal aldı. Banu bağırdı: "Her şeyi o planladı! Senin asla karşılık vermeyeceğini söylemişti!" Ona doğru yaklaştım. "Bir konuda haklıydın," dedim sessizce. "Karşılık vermedim." Murat yutkundu. "Hazırlık yaptım." Güneş doğarken Murat dolandırıcılık, evrakta sahtecilik ve alkollü araç kullanmaktan suçlandı. Banu ise suç ortaklığı ve çalıntı mal bulundurmaktan tutuklandı. Kolye boynundan alınarak delil torbasına konuldu. Onu götürürlerken arkasına dönüp, "Yapayalnız kalacaksın," diye tükürürcesine konuştu. Sabahın ilk ışıklarına doğru baktım. "Zaten öyleydim," diye yanıt verdim. Üç ay sonra, annem yeni kaldığı bakım evinin bahçesinde yanımda oturuyordu, güneş gümüş rengi saçlarını ısıtıyordu. Murat kliniğini kaybetmişti. Doktorluk lisansı inceleme altındaydı. Gizlediği tüm varlıkları dondurulmuştu. Banu her şeyini kaybetmişti; evini, saygınlığını ve sözde arkadaşlarını. Emin ellerle kesin boşanma belgelerini imzaladım. Sonra hastaneye döndüm, yaka kartımı üniformama iğneledim ve bir gece nöbetinin daha o kontrollü kaosuna doğru adım attım. 

 


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3