Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. genç baba ve ikizler
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


“Biz bakarız.” “Emir…” “Anne, onlara bak. Bize ihtiyaçları var.” “Neden?” dedim. “Neden bu bizim sorunumuz?” “Çünkü başka kimse yok! Eğer biz sahip çıkmazsak koruyucu aile sistemine girecekler. Belki ayrılacaklar.” Cevap veremedim. Selin titreyen elini bana uzattı. “Lütfen. Sormaya hakkım yok ama onlar Emir’in kardeşleri. Aile.” Bebeklere, oğluma ve ölümün eşiğindeki bu kadına baktım. “Bir telefon açmam gerekiyor.” Hastanenin otoparkında Murat’ı aradım. Dördüncü çalışta açtı. “Ne var?” “Ben Zeynep. Selin ve ikizler hakkında konuşmamız lazım.” Sessizlik oldu. “Bunu nereden biliyorsun?” “Emir hastanedeydi. Seni çıkarken gördü. Senin sorunun ne?” “Başlama. Bunu ben istemedim. Korunuyordu dedi. Bu bir felaket.” “Onlar senin çocukların!” “Soğuk bir sesle söyledi: “Bir hata.” “İstersen al. Gerekli belgeleri imzalarım. Ama benden bir şey bekleme.” Telefonu kapattım. Bir saat sonra Murat avukatıyla geldi. Bebekleri görmek bile istemeden geçici velayet kağıtlarını imzaladı. Omuz silkti. “Artık benim yüküm değiller.” Ve gitti. Emir onu izledi. “Ben asla onun gibi olmayacağım,” dedi. O gece ikizleri eve getirdik. Emir odasını bebekler için hazırladı. Bir ikinci el beşik almıştı. İlk hafta cehennem gibiydi. İkizler — Emir onlara Lila ve Mert demeye başlamıştı — sürekli ağlıyordu. Bezler, iki saatte bir besleme, uykusuz geceler. Emir çoğunu kendisi yapmakta ısrar etti. “Onlar benim sorumluluğum.” Ama hiç şikâyet etmedi. Üç hafta sonra her şey değişti. Bir akşam eve geldiğimde Emir panikle dolaşıyordu. Lila kollarında çığlık atıyordu. “Bir şeyler yanlış,” dedi. “Ateşi var.” Acil servise koştuk. Testler yapıldı. Saat gece ikide bir kardiyolog geldi. “Lila’nın doğuştan kalp hastalığı var. Acil ameliyat gerekiyor.” Ameliyat pahalıydı. Emir için biriktirdiğim üniversite parasının çoğu gidecekti. Ama başka seçenek yoktu. Ameliyat başarılı geçti. Emir ağladı. Lila yoğun bakımdayken sosyal hizmetlerden telefon geldi. Selin o sabah hayatını kaybetmişti. Ölmeden önce vasiyetini değiştirmişti. İkizlerin kalıcı vasisi olarak Emir ve beni yazmıştı. Bir not bırakmıştı: “Emir bana ailenin ne olduğunu gösterdi. Lütfen bebeklerime bakın. Onlara annelerinin onları sevdiğini söyleyin. Onlara Emir’in hayatlarını kurtardığını söyleyin.” Üç ay sonra bir telefon daha geldi. Murat trafik kazasında ölmüştü. Hiçbir şey hissetmedim. Emir de sadece şunu sordu: “Bu bir şeyi değiştiriyor mu?” “Hayır.” O günden bir yıl geçti. Artık dört kişilik bir aileyiz. Emir 17 yaşında. Lila ve Mert yürümeye başladı. Evimiz oyuncaklarla dolu bir kaos. Emir artık daha olgun. Gece beslemelerine hâlâ kalkıyor. Masallar okuyor. Arkadaşlarından ve futboldan vazgeçti. Üniversite planlarını değiştirdi. Ama ona bunun fedakârlık olduğunu söylediğimde sadece başını sallıyor. “Onlar fedakârlık değil anne. Onlar benim ailem.” Geçen hafta onu yerde uyurken buldum. İki beşiğin arasında. Mert küçük eliyle Emir’in parmağını tutmuştu. Kapıda durup onları izledim. O ilk günü düşündüm. Emir’in kapıdan girerken söylediği sözleri. “Üzgünüm anne, onları bırakamazdım.” Bırakmadı. Onları kurtardı. Ve belki de hepimizi. Biz bazı yerlerimizden kırık, bazı yerlerimizden birbirine dikilmiş bir aileyiz. Yorgunuz. Emin değiliz. Ama bir aileyiz. Ve bazen bu yeterlidir.


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3