Fadime , kocası Temel olmadan ilk defa tatile çıkar. İlk mola yerinden cep telefonuyla Temel’i arar: -Kocacım yolculuğum çok iyi gidiyor, bir doktor beyle tanıştık, çok hoş sohbet birisi” der. İkinci molada tekrar arar: -Yolculuk çok iyi gidiyor, su an doktorla yemekteyiz” Sabah tatil yöresine varınca tekrar arar: -Tatil nasıl gidiyor Karicim? -Çok iyi gidiyor, bizde doktorla yemek yiyorduk, çok eğleniyoruz… Temel olaydan iyice killanmistir. Öğleden sonra tekrar arar Fadime’yi: -Tatil nasıl gidiyor… -İyi, bizde doktorla havuz başındayız, bana güneş yağı sürüyordu, birazdan havuza gireceğiz
Temel telefonu kapatır kapatmaz beyninden vurulmuşa döner. Sağ gözü seğirmeye, alnından terler boşanmaya başlar. Kahvehanede masada duran çayını tek dikişte bitirir, bardağı masaya öyle bir vurur ki bütün kahve ona döner.
Hemen yan masada oturan can dostu Dursun’un yanına koşar: "Ula Dursun, elden gidiysun!" "Ne oldu ula Temel, gemilerin mi battı?" "Ne gemisi ula! Bizim Fadime tatile gitti, yolda bir doktor bulmuş! Otobüste doktor, kahvaltıda doktor, yemekte doktor... Şimdi aradım, 'Havuz başındayız, doktor bana güneş yağı sürüyor, birazdan havuza gireceğiz' diyor! Benim acil baskın yapmam lazımdur!"
Dursun sakinleştirmeye çalışır: "Ula Temel, belki adam sadece kibarlıktan ediyordur, yanlış anlama hemen." Ama Temel’in gözü dönmüştür bir kere: "Ula ne kibarlığı! Ben o doktorun stetoskopunu boynuna dolayacağım! Ona öyle bir reçete yazacağım ki, yedi sülalesi eczane eczane gezse bulamayacak!"
Temel hiç vakit kaybetmeden otogara koşar, ilk otobüse atladığı gibi tatil yöresinin yolunu tutar. Bütün gece yol boyunca kafasında senaryolar kurar da kurar. "Ula ben de ona kendi güneş yağımı süreceğim, hem de zımpara kağıdıyla!" diye söylenerek yolculuğu tamamlar.
devamı sonraki sayfada...

