Dedikoduların beni ilgilendiren yanı yoktu. Söylenen şeyler tümüyle canımdan çok sevdiğim kocama yönelikti. Köyün kahvesinde toplanan erkeklerin hep birden kendisine kısır iması yaptıklarını söylemişti bir akşam kocam bana. Duydukları onun yumuşak yüreğini öylesine üzmüş öylesine yakmıştı ki onu dinledikten sonra gözlerim dolu dolu olmuştu. Kim ne derse desin sen ne zaman istersen o zaman çocuğumuz olsun diyordu kocam. Ama bir gece evde konuşulanlar hayatımızı artık hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak şekilde değiştirmişti... Kayınpederim kahvede konuşulanları duyduğu bir günün akşamında kocama şaka yollu kucağımıza bir erkek evlat verin de biz de sevinelim demişti. Ben zaten onu babamdan ayrı tutmazdım. Öyle sever öyle sayardım. Konuşulanları duymasına rağmen yine de isteğini şaka eder gibi sorarak kimsenin kalbini kırmak istememişti. Olan olmuştu artık. Ok yaydan çıkmıştı. Tez zamanda bir çocuk sahibi olmak hem bizi rahatlatacak hem de kötü konuşanları susturacaktı. O gece kocamla bundan sonraki ömrümüzü hem birbirimizi hem de çocuklarımızı severek geçireceğimize ant içmiştik. Tüm olanlara rağmen mutlu uyumuştuk. Bizimde evimizde koştura koştura oynayacak bir çocuğumuz olduğunu hayal eder olmuştuk sonraki günlerde. Bazen birbirimize neden bu kadar geç kaldığımızı bile konuşur olmuştuk. Ama bir sorun vardı. Uzunca bir süre geçmesine rağmen gebe kalamıyordum. Bu içime derin bir korku düşürmüştü. Ya söylenenler doğruysa? Ne yapardık o zaman? Bunu bir gece kocama açtığımda onun da böyle bir korkuyla mahvolduğunu gördüm. Bunu anlamanın tek bir yolu vardı. Yarından tezi yok bir hastaneye gitmeliydik. Öyle de yaptık. Test yaptırıp sonuçlarını beklemek için köye dönmüştük. Evde hiç kimse ağzını açmıyor bu konu üzerinde tek bir kelime etmiyordu. O sırada köyde konuşulanların haddi hesabı yoktu. Bu sefer de köyün bazı kadınları benim kısır olduğumu ortaya atmışlardı. Kulağımızı ne kadar böyle şeylere kapatsak da söylenenler yine de bir yolunu bulup ulaşıyordu bize. Günden güne kahrolmaya başlamıştık. Ne tadımız ne tuzumuz kalmıştı. Boğazımızdan tek lokma geçmiyordu. Ne olacak? Nasıl sonuçlanacak testler? Diye durmadan düşünüyorduk. Ertesi gün garip bir olay oldu. Kayınvalidem köyün en yaşlı kadınlarından bir teyzeyi eve getirtmiş nefesi kuvvetli bir hocadan bahsettirmişti. Konuyu bana açtığında ona gönlümün olmadığını çekine çekine söylemiştim. Fakat o bunu umursamamış köy yerinde bizi kısırlığınla rezil mi edeceksin demişti. Bu laftan sonra bir şey diyemeden razı olmuştum. Güya bu hocanın üflediği kadın bir haftaya kalmaz gebeliğini kutluyordu. Bu görüşmeden kayınbabamın ve kocamın haberi olmamıştı.Kayınvalidem aramızda kalmasını sıkı sıkı tembih etmişti. Kimdir, necidir bu hoca dedikleri adam bir şey bilmiyordum. Ama elden ne gelir, başka çarem yoktu. Hoca bize hemen yarın gelmemiz gerektiğini haber edince içimden bir ürperti geçmişti. Niçin böyle hissettiğimi daha sonra anlayacaktım. İçimden bir ses en doğrusunun test sonuçlarını beklemek olduğunu söylese de başka bir ses bu hocaya gidip kendimi bir okutmayı söylüyordu. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Hangisine inanmam gerektiğini bilmiyordum. Zorla gider gibi söylenen hocaya gittim ertesi gün. Odaya girdiğimde bir koku gelmişti burnuma. Bu koku öyle ağırdı ki midem bulanmış, gözlerim yaşarmıştı. Oda da ben ve sadece hoca vardı. Gözlerimin içine bakıyordu durmadan. Bakarken de ellerini ovuşturuyordu sürekli. Yüzüme yüzünü yaklaştırdığında pis kokan nefesini alıyordum. Buraya gelmenin ne kadar hatalı bir karar olduğunu hissediyordum. Bir süre sonra başım dönmeye başlamıştı. Dengemi kaybediyordum. Bayılacağımı sanıyordum. Buna sebep olan o kokuydu. Sonradan öğrendiğimize göre zaten hep bu kokuyla bayıltmış kendisine şifa için gelen kadınları. Beni karşısına oturtup hiç duymadığım dualar okumaya başladı sonra. Bunları daha önce hiç duymamıştım. Saçma sapan sözlere benziyordu söyledikleri. Sonra fark ettim ki bana doğru yaklaşıyordu. Adım adım dibime geliyordu. Koku beni öyle sersemletmişti ki kıpırdayamıyordum. Nihayet milim milim ilerlemiş dizlerini dizlerime değdirmişti. O an irkilip son bir güçle kendimi geriye atmıştım. Ama o, o an anladığım niyetinden vazgeçmemişti. Ben de kendimi kurtaracak hal kalmamıştı. Ne elimi ne kolumu ne bacaklarımı oynatabiliyordum. Son bir güçle ona, lütfen yapma, diyebilmiştim. Fakat nafileydi. O eline düşen kadınları bu kokuyla bayıltıp emellerini gerçekleştiriyordu. Sonra kadınları tehdit edip susturuyordu. Benim de başıma bunun geldiğini anladığım da artık dayanamamış hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım. İçimden Allah’ a yalvarıyor beni kurtarmasını istiyordum. Ondan başka sığınacak kimsem yoktu şu an. Hem dua ediyor hem de ağlıyordum. Güçsüzlüğüme, baygınlığıma isyan ediyordum.Tam o esnada dış kapının şiddetle vurulduğunu duydum. Birden içimde bir umut yeşermeye başladı. Sahte hocanın toparlanmasına fırsat kalmadan kapının kırıldığını gördüm. İçeriye ellerinde sopalarla kocamla kayınpederim girmişti. Kocam o gün test sonuçları için şehre gitmişti. Kayınbabamsa köyün bir işi için cami imamına danışacağını söyleyip ayrılmıştı evden. Kocam eve geldiğinde beni göremeyince kayınvalideme nerede olduğumu sormuş cevap alamayınca zorlamıştı. Kayınvalidem utana sıkıla beni bir hocaya okutmaya götürdüğünü söyleyince çılgına dönmüş. Ama işi bozar diye de kayınvalidem hocanın adını söylememiş. İmam ve kayınbabam köy içinde koşarak kendilerine doğru gelen kocamı görünce bir şey olmuş diye telaşlanmışlar. Kocam onlara durumu anlatmış. İmam bu adamı tanıyormuş. Hemen koşup gelmişler ve beni kurtarmışlardı. Kocam beni kollarına alıp temiz havaya çıkardığında Allah’ a şükrediyordum. Jandarma geldiğinde üfürükçü hoca yediği dayaktan ayağa kalkamaz olmuştu. Sahte hoca tutuklanıp götürüldüğünde herkes rahatlamıştı. Meğerse kime güvenmişlerdi. Ama gün böyle bitmeyecekti. Akşam aldığım haber bütün bu olanları unutturacaktı. Akşam yemeğinden sonra bahçede oturup başımızdan geçen felaketi düşünürken kocam bütün sıkıntıları unutturacak güzel haberi vermişti. Test sonuçları güzel çıkmıştı. Kısa bir tedaviyle bizim de yakında bir çocuğumuz olacaktı. O gece hepimiz rahat bir uyku çekeceğimizi anlamıştık.
Önceki

Önceki