Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Büyükannemin cenazesinde, annemin sessizce küçük bir paketi tabuta yerleştirdiğini gördüm. Daha sonra, gizlice paketi aldım ve içinde bulduklarım beni şaşkına çevirdi.
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


“Mektubu okudum.” O an annemin omuzları düştü. Sanki yıllardır taşıdığı görünmez bir yük çökmüştü. “Anlat,” dedim. “Hepsini anlat.” Salondaki koltuğa oturdu. Uzun süre konuşmadı. Sonra gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. “Onu seviyordum,” dedi. “Çok seviyordum. Ama ailem kabul etmedi. Tehdit ettiler. Seni doğurmama izin vermeyeceklerini söylediler. Onu kaybettim… Seni kaybetmemek için.” “Peki babam?” diye sordum. “Baban sandığın adam her şeyi biliyordu,” dedi. “Seni doğmadan önce öğrendi. Ama ‘Bu çocuk benim çocuğum olacak’ dedi. Sana kendi kanındanmış gibi baktı. Çünkü seni gerçekten sevdi.” Dünya bir anlığına durdu. “Gerçek babam… beni hiç bilmiyor mu?” diye fısıldadım. “Bilmiyor,” dedi annem. “Ona senin yaşamadığın söylendi.” İçimdeki öfke yerini karmaşık bir boşluğa bıraktı. Bir yanım ihanete uğramış hissediyordu, diğer yanım ise annemin korkusunu anlıyordu. Büyükannem neden gerçeği gömmek istemediğini şimdi daha iyi anlıyordum. O, benim kimliğimi eksik bırakmak istememişti. “Onu bulmak istiyorum,” dedim. Annem gözlerini kapattı. “Korkarım,” dedi. “Ama seni engellemeyeceğim.” O gece tekrar odama döndüğümde büyükannemin fotoğrafını elime aldım. “Gerçek her zaman saklanamaz,” demişti. Haklıydı. Gerçek acıtıyordu ama aynı zamanda özgürleştiriyordu. Birkaç hafta sonra mektuptaki şehirde buldum kendimi. Küçük bir sahil kasabasıydı. Adres beni mütevazı bir eve götürdü. Kapıyı çaldığımda kalbim yine cenazedeki gibi çarpıyordu. Kapıyı açan adamın gözleri benimkilerle aynıydı. Zaman bir anlığına dondu. “Buyurun?” dedi. Sesim titredi. “Ben… sizinle konuşmam gerekiyor.” Uzun bir sessizlikten sonra beni içeri aldı. Ona her şeyi anlattım. Başta inanamadı. Sonra eski bir kutudan yıllar önce yazılmış ama hiç gönderilmemiş mektuplar çıkardı. Anneme yazılmıştı. Bir tanesinde şöyle yazıyordu: “Eğer bir gün bir kızımız olursa, gözlerinin seninkiler gibi olmasını isterim.” Gözyaşlarını tutamadı. “Onun yaşamadığını söylediler,” dedi kısık bir sesle. O an anladım ki bu hikâyede kimse tamamen kötü değildi. Sadece korkular, baskılar ve suskunluklar vardı. Gün batımında sahilde yürürken içimde tuhaf bir huzur vardı. Hayatımın gerçeği değişmişti ama çocukluğum değişmemişti. Beni büyüten adam hâlâ babamdı. Kan bağı yeni bir kapı açmıştı ama sevgiyi silmemişti. Eve döndüğümde anneme sarıldım. “Sana kızgınım,” dedim dürüstçe. “Ama seni anlıyorum.” O da ağladı. Büyükannemin mezarına gittiğimde paketten çıkan fotoğrafı toprağın üzerine bıraktım. “Sır saklamadığın için teşekkür ederim,” diye fısıldadım. O gün anladım ki kim olduğum tek bir gerçeğe bağlı değildi. Ben, beni seven herkesin parçasıydum. Kan bağım bir hikâyeyi başlatmıştı, ama beni ben yapan; sevgiyle büyütülmüş olmamdı. Ve bazı sırlar gerçekten gömülmemeliydi. Çünkü gerçek, ne kadar sarsıcı olursa olsun, insanı eksik değil; tamamlanmış hissettirirdi.

Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3