Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Boşanma Sonrası Çocuklar ve Yeni Hayat
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Boşanmamızdan Beş Dakika Sonra Çocuklarımı Alıp Londra'ya Gittim—Eski Kocamın Tüm Ailesi Onun Hamile Metresini Kutlarken, Bir Ultrason Cümlesi Her Şeyi Yerle Bir Edene Kadar...

Boşanma belgelerini imzalamamın üzerinden beş dakika bile geçmemişti ki, eski kocam yanımda metresinin telefonunu açtı. Hayatımda ondan duyduğum en yumuşak ses tonuyla, "onların bebeğini" görmeye gelmek üzere yola çıktığını söyledi.

İşte o an, o sabah kaybettiğim şeyin evliliğim olmadığını anladım.

Ben kurtulmuştum.

Arabulucunun ofisi; o cilalı masanın etrafındaki yıkım için fazla aydınlık, fazla temiz ve fazla sessizdi. Adım Ceyda. Otuz iki yaşındayım, on yaşından küçük iki çocuk annesiyim ve bir zamanlar parmağıma alyans takarken ağlayan, dünyayla asla tek başıma yüzleşmeyeceğime söz veren Selim ile sekiz yıllık evliliğimi az önce noktalamıştım.

Sözlerin aslında sadece güzelce paketlenmiş yalanlar olduğunu artık öğrenmiştim.

Duvardaki saat tam 10:03'ü gösteriyordu. Kalemi kâğıttan henüz kaldırmıştım ki Selim’in telefonu ışıldadı. Bana bakma gereği bile duymadan cevap verdi.

"Evet, bitti," dedi, çoktan ayağa kalkmış, sabırsız bir tavırla. "Bana on dakika ver. Seni içeri çağırmadan orada olurum. Bugün ultrason günü, değil mi?"

Gülümsedi.

Gerçekten gülümsedi.

Sonra elimde kalan son illüzyonu da yerle bir eden o cümleyi kurdu:

"Merak etme, bütün ailem geliyor. Ne de olsa oğlun, ailemizin varisi olacak."

Midemin düğümlenmesi, kalbimin çatlaması gerekirdi. Ama hissettiğim tek şey derin, tuhaf bir sessizlikti; sanki acım o kadar uzun süredir yanıyordu ki sonunda küle dönmüştü.

Karşımda oturan arabulucu boğazını temizledi ve kalan evrakları Selim’e doğru itti. "Selim Bey, eğer anlaşma şartlarını gözden geçirirseniz—"

Selim onu elinin tersiyle tersledi, okumadan imzaladı ve kağıtları geri fırlattı. "İnceleyecek bir şey yok. Hiçbir şey alamıyor. Ev benim. Araba benim. Çocukları istiyorsa alabilir. Açıkçası bu işimi daha da kolaylaştırır."

Sanki boşanmamız bir aile eğlencesiymiş gibi gelmekte ısrar eden ablası Merve, kısa bir kahkaha attı. "Aynen öyle. Selim yeni bir başlangıç yapıyor. Gereksiz yüklerden kurtulması lazım."

Pencerenin yanında krem rengi takımı ve ağır parfümüyle duran halası, dilini damağına vurdu. "Bir erkeğin erkek evlat istemeye hakkı var. Ceyda'nın ona hiçbir zaman yetmediğini herkes biliyordu."

Bir başka ses ekledi: "Ve şimdi nihayet aileye hak ettiğini verebilecek bir kadını var."

Hak ettiğini.

Kimi değil, neyi.

Çantamdan bir anahtar takımı çıkarıp masaya bıraktım. "Bunlar evin anahtarları."

Selim bir an şaşırarak aşağı baktı, sonra küstah bir tavırla arkasına yaslandı. "Güzel. En azından bu işlerin nasıl yürüdüğünü anlamışsın."





devamı sonraki sayfada...  


Sonraki



  1. 1
  2. 2