Annem, dul ve bekar bir anneyle evlendiğim için beni hayatından sildi. Benimle alay etti.
Sonra… üç yıl sonra karşıma çıktığında yıkıldı.
Babam ben beş yaşındayken evi terk etti.
O günden sonra annem beni tek başına büyüttü.
Varlıklı bir aileden geliyordu.
Hayatını bana adadı ama bu adanmışlık sevgiden değil, beklentiden ibaretti.
Ben onun için hiçbir zaman “oğlu” olmadım.
Ben onun yatırımıydım.
Özel okullar.
Piyano dersleri.
Ben ne istiyorum diye sormadan çizilmiş bir gelecek.
Üç yıl önce, 27 yaşındayken, sevdiğim kadını annemle tanıştırdım.
Adı Ayşe’ydi.
Ayşe, 7 yaşındaki oğlunu tek başına büyüten bir kadındı.
Bir klinikte gece vardiyasında çalışıyordu.
Eski bir arabası vardı.
Gösterişli değildi.
Etkileyici değildi.
“Cilalı” hiç değildi.
Annem kibar olmaya bile çalışmadı.
“Onun da geçmişten gelen yükleri var,” dedi yüzüme baka baka.
“Ve sen geleceğini çöpe atıyorsun!”
Ona zaten evleneceğimizi söylediğimde ayağa kalktı, ceketini düzeltti ve sakin bir sesle şunu söyledi:
“Eğer onunla evlenirsen, bir daha benden hiçbir şey isteme.
O hayatı sen seçiyorsun.”
devamı sonraki sayfada...

