Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Ailenin Mirasına Kardeş Darbesi
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


“Dışarı çık,” dedi eniştem.

Babam Hamdi Bey, anne ve babamın kırkıncı evlilik yıldönümü için aldığım deniz kenarındaki evin kapısında donup kalmıştı. Bir eli hâlâ pirinç kapı kolundaydı, diğerinde ise küçük bir pazar poşeti duruyordu. Arkasında, Şile sahilinin kayalıklarına vuran gri dalgalar gürlüyordu. Normalde sakin ve huzurlu bir sabah olması gerekiyordu.

Bunun yerine annem, ayakta durmakta zorlanacak kadar şiddetli ağlıyordu.

“Burası senin evin değil,” diye tekrarladı Serkan, sanki babam duymuyormuş gibi bu kez daha yüksek bir sesle. “İstediğin zaman öylece içeri giremezsin.”

Annem Leyla Hanım, üzerinde hırkası ve ayaklarında terlikleriyle dışarıda duruyordu; gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Beni aradığında sesi titriyordu. “Eren... Hemen gelmen lazım. Kilitleri değiştirmiş.”

Ben İstanbul merkezdeydim. Kırk beş dakika sonra, lastikler çakılları ezerek bahçe yoluna daldım. Serkan, sanki her şeyin sahibi kendisiymiş gibi elinde anahtarları sallayarak, kollarını kavuşturmuş verandada duruyordu. Kız kardeşim Canan, onun arkasında solgun ama inatçı bir yüzle duruyor, gözlerini benden kaçırıyordu.

Bu manzara beni derinden sarstı.

Aylar önce, yıldönümü yemeğinde aileme lacivert bir zarf vermiştim. İçinde Riva sahilindeki bu evin tapu belgeleri vardı. Bu geçici bir durum değildi. Ortak bir mülk de değildi. Sadece onlarındı. Yıllarca süren fedakârlıklardan sonra —babamın bitmek bilmeyen mesaileri ve annemin her kuruşun hesabını yaparak bizi büyütmesi— nihayet huzura ermelerini istemiştim.

Şimdi ise bavulları, sanki kapı dışarı edilmişler gibi verandada duruyordu.

“Neler oluyor burada?” diye hesap sordum.

Serkan sırıttı. “Güzel, geldin. Bu konuyu bir açıklığa kavuşturalım.”





devamı sonraki sayfada...


Sonraki



  1. 1
  2. 2