Sezaryen ameliyatımdan sonra yeni doğmuş bebeğimi kucağımda tutarken anne babama mesaj attım: "Lütfen, birisi gelip bana yardım edebilir mi?" Annem mesajı gördü. Hiçbir şey söylemedi. Altı gün sonra babam hesabımdan 2.300 lira çekmeye çalıştı. Sonrasında yaptığım şey onların tüm dünyasını başlarına yıktı.
Annem mesajımı okundu bilgisi görünecek şekilde açıp beni ruhen cevapsız bıraktığında hâlâ kanamam vardı. Yeni doğan oğlum göğsümde, minicik ve sıcacık uyuyordu; telefonum ise hayatımda gördüğüm en soğuk sessizlikle parlıyordu.
Sezaryenimden altı saat sonra anestezinin etkisi geçmiş, yerini saf bir yangına bırakmıştı. Aldığım her nefes karnımdaki dikişleri çekiştiriyordu. Hemşire az önce çıkmıştı, oda antiseptik ve bebek maması kokuyordu; eşim Emre ise üç şehir uzaktaydı çünkü babam, onu kendi deposundaki "ailevi acil durumun" bekleyemeyeceğine ikna etmişti.
Ben de aile grup sohbetine mesaj attım.
Lütfen, birisi gelip bana yardım edebilir mi? Ayakta zor duruyorum.
Önce annem okudu.
Sonra babam.
Cevap yok.
On dakika sonra annem Facebook'a bir fotoğraf yükledi: Kuzenimin evlilik yıldönümü yemeğinde kadehler üzerinden gülümseyerek poz veriyordu.
Açıklama: Her zaman önce aile.
Kelimeler bulanıklaşana kadar onlara bakakaldım.
Oğlum hafifçe kıpırdandı. Fısıldadım: "Sorun yok, Umut. Annen yanında."
Ama sesim çatallandı.
Ertesi sabah annem nihayet aradı.
Daha ben "alo" bile diyemeden, "Abartıyorsun," dedi. "Kadınlar her gün çocuk doğuruyor."
"Ben ameliyat oldum."
"Ben de ilgi arsızlığı yapıp sızlanmadan üç çocuk doğurdum."
"Ben hiçbir şey paylaşmadım ki."
"Ölüyorum der gibi mesaj atmışsın."
devamı sonraki sayfada...

