“Çünkü seni en son gördüğüm gün, bana bir daha dönmememi söylemiştin.”
O cümleyi duyduğum anda boğazım düğümlendi.
Yanımdaki adamın yüzüne yeniden baktım.
Kaşlarının çizgisi.
Gülerken sağ yanağında beliren hafif çukur.
Başını düşünürken yana eğişi.
Bir anda elli yıl önceki o genç yüzün parçaları yerine oturmaya başladı.
“Hayır…” diye fısıldadım.
Adam gözlerini benden kaçırmadı.
“Benim.”
Dudaklarımdan tek bir isim çıktı.
“Kemal?”
Başını yavaşça salladı.
O an uçağın içinde olduğumu unuttum.
Motorların uğultusu, kabin görevlilerinin sesi, önümdeki koltuklar…
Her şey silindi.
Karşımda yalnızca elli yıl önce hayatımdan kaybolan ilk aşkım vardı.
“Sen öldün sanıyordum.”
Kemal’in yüzü değişti.
“Bunu sana kim söyledi?”
“Annem.”
Şaşkınlıkla bana baktı.
“Annen mi?”
Başımı salladım.
“Kasabadan ayrıldıktan birkaç ay sonra seni sordum. Bana başka bir şehirde geçirdiğin kazada öldüğünü söyledi.”
Kemal gözlerini kapattı.
Yıllardır taşıdığı bir yükü yeni öğreniyormuş gibiydi.
devamı sonraki sayfada...

