Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. 60 yaşındayım, kocam vefat ettikten sonra
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Kerem son zamanlarda maddi durumumla ilgili sorular sormaya başlamıştı.

Evimin kimin üzerine olduğunu…

Rahmetli kocamdan kalan birikimleri…

Bankada param olup olmadığını…

İlk başlarda bunları önemsemedim.

Sonuçta hayatımı paylaşacağım insanı tanımam gerektiğini düşünüyordum.

Fakat bir gece beni arabayla eve bırakırken beklenmedik bir soru sordu.

“Evi satmayı hiç düşündün mü?”

Bir an sessiz kaldım.

“Neden?”

“Daha küçük bir yere geçersin. Hem elinde güzel bir para kalır.”

Kalbimde küçücük bir şüphe oluştu.

Ama ertesi gün çiçeklerle kapımı çaldığında o şüpheyi yine susturdum.

Ta ki bir gece telefonunu masanın üzerinde açık bırakana kadar…

Kerem duşa girmişti....

Telefonuna bir mesaj geldi.

Mesajdaki isim beni şaşırtmadı.

Ama yazılanlar beni adeta dondurdu.

“Sonuç ne oldu? Kadını ikna edebildin mi?”

Altında Kerem’in cevabı vardı:

“Biraz daha zaman lazım. Evi satarsa işimiz tamam.”

Ekrana bakakaldım.

Nefesim kesilmişti.

Demek bütün o kahveler…

Çiçekler…

Sözler…

Sarılmalar…

Hepsi bunun için miydi?

Elim titreyerek telefonunu yerine bıraktım.

Kerem banyodan çıktığında hiçbir şey söylemedim.

O gece ilk kez ona sarılmadım.

“İyi misin?” diye sordu.

“Çok iyiyim,” dedim.

Sesimin neden bu kadar sakin çıktığını ben bile anlayamamıştım.

Ertesi sabah ona bir haber verdim.

“Evi satmaya karar verdim.”

Kerem’in yüzü hemen aydınlandı.

“Gerçekten mi?”

“Evet. Ama önce bazı belgeleri imzalamamız gerekiyor.”

“Tabii,” dedi heyecanla.

Ben ise o anda zaten başka bir plan yapmıştım.

Çünkü gece boyunca düşündüm.

Ben altmış yaşındaydım.

Belki genç değildim.

Ama aptal da değildim.

Ertesi gün avukatıma gittim.

Kocamın yıllar önce hazırladığı bazı belgeler hâlâ elimdeydi. Ayrıca evimin satışı için hiçbir işlem yapılmaması gerektiğini de açıkça belirttim.

Daha sonra Kerem’le buluştum.

Önüne bir dosya koydum.

“Bunları imzala.”

Dosyaya baktı.

“Bunlar ne?”

“Evin satış sözleşmesi.”

Gözleri parladı.

Kalemi eline aldı.

Tam imza atacaktı ki onu durdurdum.

“Bir dakika.”

Öne doğru eğildim.

“Sen gerçekten beni seviyor musun?”

Yüzü değişti.

“Tabii ki.”

“Peki evim olmasaydı?”

Sessizlik.

“Bankadaki param olmasaydı?”

Daha uzun bir sessizlik…

“Ben altmış yaşında sıradan bir kadın olsaydım ve sana verecek hiçbir şeyim olmasaydı?”

Kerem gözlerimi kaçırdı.

İşte cevabımı o anda almıştım.

Dosyayı kapattım.

“Git.”

“Ne?”

“Hayatımdan çık.”

Kerem ilk kez öfkelendi.

“Beni yanlış anlıyorsun.”

“Hayır,” dedim. “Seni ilk defa doğru anlıyorum.”

Ayağa kalktım.

“Ben seni ikinci baharım sandım. Meğer sen benim sonbaharımı bekliyormuşsun.”

Kerem hiçbir şey söyleyemedi.

O gün ilişkimiz bitti.

Haftalar geçti.

İlk başta çok yalnız hissettim.

Sonra bir sabah aynaya baktım.

Ve yıllardır fark etmediğim bir şeyi gördüm.

Ben hâlâ bendim.

Kocamın ölümünden sonra kaybettiğimi sandığım kadın hâlâ içimdeydi.

Sadece onu başkasının sevgisiyle bulmaya çalışmıştım.

Bir süre sonra mahallede küçük bir resim atölyesine yazıldım. Yeni arkadaşlar edindim. Seyahat etmeye başladım. Kızımla uzun kahvaltılar yaptım.

Bir yıl sonra doğum günümde çocuklarım bana büyük bir pasta getirdi.

Kızım sarılırken kulağıma,

“Anne, seni hiç böyle mutlu görmemiştim,” dedi.

Gülümsedim.

“Ben de kendimi hiç böyle tanımamıştım.”

O gece pencerenin önünde oturup dışarıyı seyrettim.

Kocamın fotoğrafına baktım.

Sonra kendi yansımama.

Artık genç bir adamın beni istemesine ihtiyacım olmadığını anladım.

Çünkü insanın ikinci baharı, onu kimin sevdiğiyle başlamıyordu.

Kendisini yeniden sevmeyi öğrendiği gün başlıyordu.

Ve ben altmış yaşımda, hayatımın en güzel mevsimine nihayet kendim adım atmıştım.


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3