42 YAŞINDA DUL KALDIM, BENDEN YAŞÇA KÜÇÜK KÖYÜN ERKEĞİYLE… İLK KEZ YALNIZ KALDIĞIMIZ GECE BANA YILLARDIR KİMSENİN SÖYLEMEDİĞİ O SÖZÜ SÖYLEDİ.
Kocamı kaybettiğimde kırk iki yaşındaydım.
Yirmi yıllık evliliğin ardından evin içindeki sessizlik insana bazen ölümden bile ağır gelebiliyormuş. Bunu o zaman öğrendim.
Kocam kötü bir adam değildi. Çalışkan, ailesine bağlı, kendi hâlinde biriydi. Fakat yıllar geçtikçe evliliğimiz sevginin yüksek sesle söylendiği bir şey olmaktan çıkmış, alışkanlıkların arasında kaybolmuştu.
Son yıllarda aynı yatağa iki yabancı gibi yatıyor, sabahları birbirimize yalnızca yapılacak işleri söylüyorduk.
Onu kaybettiğimde yine de içimde büyük bir boşluk açıldı.
Bir yıl boyunca neredeyse hiç dışarı çıkmadım.
Köyde dul bir kadın olmak zaten yeterince zordu. İnsanlar ne giydiğine, kiminle konuştuğuna, pazara hangi saatte gittiğine bile dikkat ediyordu.
Ben de başımı önüme eğip yaşamaya alışmıştım.
Ta ki Baran karşı komşumuzun yıllardır boş duran evine taşınana kadar.
Baran otuz üç yaşındaydı.
Benden dokuz yaş küçüktü.
Uzun boylu, geniş omuzlu, güneşte çalışmaktan teni koyulaşmış bir adamdı. Babasından kalan ceviz bahçelerini işletmek için yıllar sonra köye dönmüştü.
Onu ilk gördüğümde bahçenin duvarını tamir ediyordu.
Elindeki taşları bir kenara bırakıp bana baktı.
“Günaydın, Gülseren abla.”
“Günaydın.”
Başımı hemen çevirdim.
Nedense onun bakışlarında beni huzursuz eden bir şey vardı.
devamı sonraki sayfada...

