Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. 4. EVRE KANSERLE MÜCADELE EDEN İKİZ ÇOCUKLARIMI
Önceki
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Sonra o isim karşıma çıktı.

Serhat.

Mina ve Atlas’ın babası.

Bizi terk eden adam.

Mektupta babam, Serhat’ın aylar sonra kendisini aradığını yazıyordu.

Çocukların hastalığından haberdarmış.

Üstelik Atlas’ın da kansere yakalandığını bir şekilde öğrenmişti.

Ama bizi aramaya cesaret edememişti 

Telefonun diğer ucunda yalnızca tek bir şey söylemiş:

“Onları denize götürmek istiyorum. Ama beni görmek istemeyeceklerini biliyorum.”

Öfkeyle mektubu masaya bıraktım.

Yıllardır içimde biriktirdiğim kırgınlık yeniden yükseldi.

Mina sesimi fark etmiş olacak ki,

“Anne, iyi misin?” diye sordu.

“İyiyim.”

Ama değildim.

Mektubun devamını okumak istemiyordum.

Yine de okudum.

Babam, Serhat’ın çocukların tedavisi için gizlice para gönderdiğini yazıyordu.

O para benim hesabıma doğrudan yatırılmamıştı.

Hastanede bazı masrafların beklenmedik şekilde “yardım fonundan” karşılandığını sanmıştım.

Meğer o ödemelerin bir kısmını Serhat yapmıştı.

Daha da kötüsü, deniz seyahatinin tamamını da o karşılamıştı.

Babam sadece aracı olmuştu.

Başımı kaldırıp çocuklarıma baktım.

Mina hâlâ gülümsüyordu.

Atlas yastığa yaslanmış, halsizce bizi izliyordu.

O anda öfkemin yerini başka bir şey aldı.

Kafa karışıklığı.

Neden şimdi?

Neden gizlice?

Kutudaki belleği dizüstü bilgisayarıma taktım.

Tek bir video vardı.

Dosyanın adı:

Çocuklarıma.

Videoyu açtım.

Ekranda Serhat belirdi.

Ama gördüğüm adam, bizi terk eden adamdan çok farklıydı.

Yüzü çökmüştü.

Saçları kısalmıştı.

Gözlerinin altı mosmordu.

Bir hastane odasında oturuyordu.

Videoda uzun süre konuşamadı.

Sonunda başını kaldırdı.

“Mina… Atlas…”

Çocuklar ekrana kilitlendi.

Atlas fısıldadı:

“Baba.”

İçim parçalandı.

Serhat devam etti.

“Babanız olarak hayatımın en büyük hatasını yaptım. Korktum. Hastanelerden değil… sizi kaybetmekten korktum. Ama korkumu bahane edip sizi terk ettim.”

Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.

“Sonra bana da kanser teşhisi kondu.”

Dizlerimin bağı çözüldü.

Sandalyeye oturdum.

Serhat ileri evre bir lenfoma teşhisi aldığını anlatıyordu.

Doktorlar bunun çocukların hastalığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söylememişti. Ama kendi hastalığı ortaya çıkınca, bizi terk ederek aslında kaçmadığını anlamıştı.

Sadece kaybettiği zamanı artırmıştı.

“Size dönmek istedim,” dedi videoda.

“Ama annenizin yüzüne bakmaya hakkım olmadığını düşündüm.”

Mina ağlamaya başladı.

Atlas onun elini tuttu.

Video devam etti.

“Bu seyahat benim sizden af dileme şeklim değil. Çünkü böyle bir şey para veya bir tatille affedilemez.”

Serhat başını eğdi.

“Sadece Mina’nın denizi görmek istediğini duydum. Atlas’ın da aynı dileği paylaştığını öğrendim. Ben de en azından bunu gerçekleştirmek istedim.”

Sonra cebinden küçük bir anahtar çıkardı.

Kutudaki anahtarın aynısıydı.

“Bu anahtar, otelin bahçesindeki küçük sahil evinin kapısını açıyor.”

Videoyu durdurdum.

Çocuklara baktım.

“Gitmek ister misiniz?”

Mina gözyaşlarını sildi.

“Babam orada mı?”

“Bilmiyorum.”

Atlas yavaşça doğruldu.

“Gidelim.”

Üçümüz el ele tutuşup otelin arka bahçesine indik.

Gece olmuştu.

Denizin sesi karanlıkta daha güçlü geliyordu.

Bahçenin sonunda küçük, beyaz bir ev vardı.

Anahtar kilide uydu.

Kapıyı açtığımda içeride kimse yoktu.

Ama duvar boyunca onlarca fotoğraf vardı.

Mina’nın bebekliği.

Atlas’ın ilk adımları.

İlk doğum günleri.

Anaokulundaki gösterileri.

Serhat’ın bizi terk ettikten sonra bile bir şekilde sakladığı fotoğraflardı bunlar.

Masanın üzerinde iki küçük kutu duruyordu.

Birinde Mina’nın adı, diğerinde Atlas’ın.

Çocuklar kutuları açtı.

İkisinin içinde de küçük bir pusula vardı.

Altında aynı cümle yazıyordu:

Denizin sonunu bulamazsanız, birbirinizi takip edin.

Mina pusulayı avucunda sıktı.

Tam o anda arkamızdan bir ses geldi.

“Bunu onlara kendim vermek istemiştim.”

Donup kaldım.

Döndüğümde Serhat kapıda duruyordu.

Çok zayıftı.

Elinde baston vardı.

Mina önce hareket edemedi.

Atlas ise birkaç saniye babasına baktıktan sonra koşmaya başladı.

“Baba!”

Serhat dizlerinin üzerine çöktü.

Atlas ona sarıldı.

Mina birkaç adım geride kaldı.

Yüzünde hem özlem hem öfke vardı.

Serhat kollarını açtı ama ona doğru gitmedi.

Sadece,

“Seni bırakmamam gerekiyordu,” dedi.

Mina’nın dudakları titredi.

“Bizi neden aramadın?”

Serhat’ın başı öne eğildi.

“Çünkü korkaktım.”

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonra Mina yavaşça ona yaklaştı.

Sarılmadı.

Sadece elini tuttu.

“Bir daha gitme.”

Serhat ağlamaya başladı.

“Gitmeyeceğim.”

O gece dört kişi sahilde oturduk.

Kimse geçmişi silmeye çalışmadı.

Ben Serhat’ı affettiğimi söylemedim.

Çünkü bazı şeyler tek gecede affedilmezdi.

Ama çocuklar babalarının yanında uyuyana kadar hepimiz denizi izledik.

Sonraki aylar kolay olmadı.

Serhat tedavi görmeye devam etti.

Mina’nın durumu bir süre daha ağırlaştı.

Atlas ise tedaviye beklenenden iyi yanıt verdi.

Aylar sonra doktorlar Mina’nın tümörlerinin de küçülmeye başladığını söyledi.

Kimse bize mucize sözü vermedi.

Biz de istemedik.

Sadece her güzel günü olduğu gibi yaşamayı öğrendik.

Bir yıl sonra yeniden aynı sahile gittik.

Mina ile Atlas bu kez daha yavaş koşuyordu.

Ama koşuyorlardı.

Serhat birkaç adım gerilerinde yürüyordu.

Ben ise kıyıda durup onları izliyordum.

Atlas bir anda dedesinin yıllar önce anlattığı şeyi hatırladı.

“Anne!” diye bağırdı.

“Denizin bittiği yeri hâlâ göremiyorum!”

Mina kahkaha attı.

“Çünkü bitmiyor aptal!”

Ben de gülümsedim.

O an şunu anladım.

Hayat bazen insana sonunu göremediği kadar büyük bir korku verir.

Bazen sevdiğin insan gider.

Bazen geri döner.

Bazen affetmek mümkün olur, bazen sadece yeniden başlamayı öğrenirsin.

Ama umut da deniz gibidir.

Ufka baktığında nerede bittiğini göremezsin.

Ve belki de insanı ayakta tutan şey tam olarak budur.

Mina ile Atlas ellerindeki küçük pusulaları havaya kaldırıp dalgalara doğru koşarken içimden yalnızca tek bir cümle geçti:

Biz denizin sonunu bulamadık… ama birbirimizi yeniden bulduk.


Önceki Sonraki



  1. 1
  2. 2
  3. 3