Kocam Hakan ile tam üç yıldır bebek sahibi olmaya çalışıyorduk. Zorlu tedaviler ve bekleyişlerin ardından sonunda o büyük mucize gerçekleşti. Hakan her gün karnımı öpüyor, bebek odasını büyük bir heyecanla birlikte hazırlıyorduk.
Artık 35 haftalık hamileydim. Sırt ağrılarım artmış, bacaklarım şişmişti ve uykusuzluktan tükenmiş haldeydim. Bir akşam Hakan, "Hayatım, bu akşam arkadaşlarla evde önemli bir maçı izleyeceğiz, hiç ses çıkarmayacağız söz veriyorum. Bebek doğunca zaten buna pek vaktim olmayacak," dedi. İtiraz edecek enerjim bile yoktu, kabul edip hemen uyumaya gittim.
Ancak gece saat 02:17'de omzumdan şiddetle sarsılarak uyandırıldım!
Hakan'ın yüzü kaskatı kesilmişti. Odada sinirle volta atarken, "BEBEK hakkında bir şey bilmen gerekiyor..." diye fısıldadı.
Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. "Neden bahsediyorsun sen?" diyebildim korkuyla.
Bana o güne kadar hiç görmediğim kadar soğuk, şüpheci ve acımasız bir bakış fırlattı.
"Artık bunu daha fazla içimde tutamayacağım. GERÇEĞİ BİLMEM GEREKİYOR..." dedi.
Ve o cümlenin devamında dudaklarından dökülen o zehir zemberek sözler, hayallerimi paramparça etti. O gece duyduklarımdan sonra, ertesi sabah ilk işim ona BOŞANMA DAVASI açmak oldu!
"Bu bebeğin gerçekten benden olup olmadığını bilmek zorundayım," dedi doğrudan gözlerimin içine bakarak. Sesi buz gibiydi, odadaki tüm oksijen bir anda çekilmiş, nefesim boğazımda düğümlenmişti.
"Ne?" diyebildim sadece, sesim titrek bir fısıltıdan ibaretti. Karnımdaki bebeğim sanki dışarıdaki o korkunç gerilimi hissetmiş gibi aniden sertçe tekmeledi...
devamı sonraki sayfada...

